ABD 20 yıldır işgal ettiği Afganistan’dan arkasına bakmadan kaçıp gitti.

Yoksa ABD 20 yıldır işgal ettiği Afganistan’dan bombayı bırakıp mı gitti?

Her iki değerlendirme de ABD’nin artık iflas ettiğini gösteriyor. Sosyal medyada Kabil Büyükelçiliği’ne inen helikoptere Vietnam benzetmesi yapılması boşa değil.

88 milyar doları harcayıp bir bozgun haliyle kaçmak, kaçarken işbirliği yaptıklarını arkanda bırakmak anlaşma teorileriyle açıklanamaz. Görüldü ki ABD dünyanın en güvenilmez müttefiki.

Mahzuni Şerif’in dediği gibi

“Japonya’yı yiyen velet

Dünyadaki tek nedamet

İki yüzlü kahpe millet

Amerika katil katil”

Tüm dünyada iflas eden ABD’nin Afganistan yenilgisi kaçınılmazdı.

Gelelim ABD ile savaşan ya da öyle lanse edilen Taliban’ın durumuna. Tarihine nasıl ortaya çıktığına girmeyeceğim çünkü bunun hiçbir önemi yok. An bu an, durum şimdiki durum.

Taliban gibi afyon ve terör örgütünün iktidar olması ve bunun tüm dünyaca kabul edilmesi dünyanın geldiği durumu gözler önüne seriyor.Taliban’la yapılan görüşmeler ne yazık ki çaresizliktir.

Çünkü ABD’nin bıraktığı boşluğu dolduracak, bütünlüğü sağlayacak başka bir kuvvet bulunmuyor. Eskiden mazlumlar dünyasında ABD’ye karşı sosyalistler ya da milliyetçi devrimciler savaşırdı. Şimdi dinciler sadece şeriat, cihat ve Anti Amerikancılık fikriyle savaşıyor. Ancak anti emperyalizmin sınıfsal bir tavır olduğu unutuluyor. Ortaçağ kurum ve ilişkilerinden kurtulmayan ya da kurtulmak için çaba sarf etmeyen bir örgüt nasıl anti emperyalist olabilir?

Bugün sadece Amerikan zulmüne karşı çıkmak anti emperyalizm midir?Her keçinin Abdurrahman Çelebi olmadığı gibi her Amerika’ya karşı savaşan da anti emperyalist olmaz. Süreç içerisinde bir dönüşüm gerçekleştirmediği sürece.

Diğer yandan tartışılan bir konu da Taliban’ın halk desteği konusu. Çok gülünç bir tartışma bu ve zaten böyle gülünç tartışmalar bizi bulur.

Birincisi 20 yıldır işgal altında kalmış hatta 79’dan beri işgal edilmiş Afganistan’da, bilgiye ulaşmanın neredeyse imkânsız olduğu bir ülkede -Kabil dışında- halk nasıl bir tercihte bulunabilirdi ki?

Eğer Türkiye böyle bir durumda olsaydı ve Taliban gibi bir örgüt Türkiye’de ABD’ye karşı savaşıyor olsaydı bir seçme şansından belki söz edilebilirdi. Çünkü Türkiye’de nispeten insanların tercih hakları var.

Bunca zulüm görmüş, kız çocukları kaçırılmış, erkek çocukları istismar edilmiş bir toplumun seçme şansı vardı da Taliban’ı mı seçti?Açıkçası bu Taliban’ı halk kahramanı gibi göstermek  sağcılaşan dünyanın içine düştüğü çaresizliği saklamaktan başka bir işe yaramadığını düşünüyorum.

Evet sağcılaşma. Hem indirgemecilik, hem faydacılık hem de dincilik. Her şeye bir tarihsellik atfetme, her şeye kitaptan bir ayet bulma, her şeyi karşıtıyla açıklama. Bu kör bakış açısı dünyayı uçuruma sürüklüyor.

Tüm bunlarla birlikte yapılacak ne var diye sorduğumuzda Taliban’la görüşmekten başka bir yolun da olmadığı görülüyor.

Dedim ya çaresizlik…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir