Tunus’ta Cumhurbaşkanı Kays Said’in, Başbakan Hişam el-Meşişi’yi görevden alması kimi çevreler tarafından darbe, kimi çevreler tarafından da Cumhurbaşkanı Said’in anayasal haklarını kullandığı yorumlarına neden oldu.

Onur Sinan Güzaltan – Avukat, Yazar

Tunus’taki gelişmelerle ilgili olarak sendika ve işçi hareketlerinin çok büyük etkisi olduğunu belirten avukat-yazar Onur Sinan Güzaltan, “Tunus bizim için çok önemli. Hem Doğu Akdeniz, hem de Doğu Akdeniz ile bağlantılı olarak Libya meselesi için de önemli bir ülke. Dolayısıyla Tunus ile ilişkilerimizi bozmadan hamleler yapılması gerekiyor.” dedi.  

“YAKIN TEHLİKE ARTIK GERÇEK TEHLİKEDİR”

Tunus’un son on yılının en büyük siyasi krizinde Cumhurbaşkanı Kays Said, yolsuzluk, iç çatışma tehdidi nedeniyle bu kararı aldığını söyledi. “Tarihi bir sorumluluk aldım. Biz darbeci değiliz ama Tunus Devletini de kolay lokma yapmayacağız. Ben anayasayı uyguladım” diye açıklama yapan Said, anayasanın 80. maddesinde “ülkeyi bekleyen yakın bir tehlikeden” bahsedildiği ve bu durumda cumhurbaşkanının istisnai tedbirler alabileceğini öngördüğüne atıfta bulundu ve “Yakın tehlike artık gerçek tehlikedir” dedi.

Said, ülkenin içinde bulunduğu gerçek tehlike ile ekonomik ve toplumsal durumu ve sağlık sektöründe yaşanan sıkıntıları kastettiğini, bazı sektörlerde parti ve lobilere bağlılık temelinde işlerin yürüdüğünü ve bazı belediyelerde devletin varlık gösteremediğini dile getirdi.

Öte yandan tartışmaların merkezinde olan Nahda hareketi lideri Raşid el-Gannuşi, bu adımın bir darbe olduğunu ve halkın darbeye direnmesi çağrısında bulundu. 

Görevden alınan Başbakan Meşişi ise Cumhurbaşkanı’nın atayacağı yeni bir başbakana görevi teslim edeceğini açıkladı.

“BİRİNCİL ETKEN İÇ DİNAMİKLER”

Tüm bu gelişmeler eşliğinde avukat-yazar Onur Sinan Güzaltan Tunus meselesini Ekspres Türkiye’ye değerlendirdi. “Öncelikle Tunus’ta yaşananların dış müdahale mi yoksa iç dinamiklere mi bağlı olduğu çok tartışılıyor. Tunus’u incelediğiniz zaman burada özellikle Arap Baharı süreci sonrası sosyal dinamikler çok hareketli. Yine bir kuvvetli sendika kültürü var. Aynı zamanda Fransız laik geleneğinden etkilenmiş bir ülke Tunus. Bu Habib Burgiba döneminden gelen bir etki… Kadınlar yine sosyal hayatta çok etkili ve kuvvetli. Hayatın her alanında kadınları görebilirsiniz. Böyle bir ülkeden bahsediyoruz ve bu son gelişmelerde de özellikle ekonomik ve sosyal kırılmaların çok büyük etkisi olduğunu gözlemiyoruz. Yine bu sürece gelene değin çok yükselen bir işçi hareketleri de var Tunus’ta.  Dolayısıyla burada temel ve öncelikli dinamiğin, birincil etkenin iç dinamikler olduğunu söyleyebiliriz.”

Onur Sinan Güzaltan Tunus’ta cumhurbaşkanlığına yakın kaynakların, özellikle BAE’nin ve körfez ülkelerinin etkisi olup olmadığı sorusuna alakalı olarak, “Eğer böyle bir etki varsa bunu iddia edenlerin kanıtlar sunması gerektiğini ifade ediyorlar. Diğer çevrelerde de şu görüş var. Evet körfez ülkeleri Tunus’un iç ve dış siyasetine etkili olmaya çalışıyor fakat bunlar BAE değil, pek çok ülke var. Ama bu son olayda asıl yaşanan şey ülkedeki ekonomik ve sosyal kaos ve özellikle yolsuzluk iddiaları. Bu El-Nahda’nın yani Müslüman Kardeşlerle bağlantılı grubun yer aldığı hükümete ilişkin yolsuzluk iddiaları ve yine korona virüse karşı hükümetin başarısızlığı toplumsal tepkinin nedeni olarak gösteriliyor.

Tunus cumhurbaşkanının da bu toplumsal tepkiyi kullanarak El-Nahda’nın yer aldığı hükümete kanalize ederek bu adımı attığı söyleniyor.

“TUNUS’TA SİYASETTE ORDU BELİRLEYİCİ DEĞİL” 

Sağda, UGTT bayrağı

Yaşananları Mısır örneğiyle karşılaştıranlar var. Aradaki fark şu. Mısır, ordu geleneğinin siyasette baskın olduğu bir ülke. Fakat Tunus’ta ordunun siyasette belirleyici rolü yok. Tam tersine burada sendikalar çok kuvvetli. Hatta cumhurbaşkanının bu kararı sonrası ülkenin en büyük sendikası UGTT’nin başkanı cumhurbaşkanı ve yetkililerle bir görüşme yaptı. Tüm Tunus bu görüşmeden çıkacak kararı bekledi.

Bu görüşme sonrası çıkan kararda UGTT bir şartlı destek verdi. Anayasal sınır ve gerekli reformların yapılması halinde El-Nahda’nın yer aldığı hükümete gösterilen bu tepkiye şartlı desteğini açıkladı.

Mısır’a bakınca, orada ordu her zaman, Cemal Abdünnasır döneminden bu yana siyasetin içinde olan ve siyasete yön veren bir kurum. Şunun altını çizmek gerek; Tunus’ta ise temel belirleyici faktör ordu değil.” dedi.

Onur Sinan Güzaltan, Tunus meselesini ise Türkiye açısından şöyle değerlendirdi.

DOĞU AKDENİZ AÇISINDAN TUNUS MESELESİ

“Türkiye açısından Tunus meselesine baktığımızda yine Mısır dönemine benzer bir yanlış yapılıyor maalesef. Bir taraf, cumhurbaşkanın temsil ettiği tarafa karşı Türkiye son açıklamalarla cephe almış durumda; yani El-Nahda hareketine destek veriliyor. Fakat Doğu Akdeniz açısından Tunus stratejik bir ülke. Dolayısıyla Türkiye’nin Tunus meselesinde doğrudan müdahil olmaktansa, tarafsız kalması; yani sözkonusu ülkenin iç dinamikleri kimi galip getirecekse onunla iki eşit devlet şeklinde ilişki kurması Doğu Akdeniz konusunda çok daha mantıklı olacaktır.

Tunus ile de problemler yaşamamız olası. Tunus bizim için çok önemli, hem Doğu Akdeniz için hem de Doğu Akdeniz ile bağlantılı olarak Libya meselesi için önemli bir ülke. Dolayısıyla Tunus ile ilişkilerimizi bozmadan hamleler yapılması gerekiyor.

Tunus’ta son yaşananların gösterdiği bir başka gerçek ise bölgede Müslüman kardeşler ekolünün, bölgede, Mısır’da, Suriye’de, Tunus’ta kaybediyor olması. Bölgenin geleceğinde de bunların ve bunlarla bağlantılı siyasal hareketlerin bir geleceği olmadığını son yaşananlar da göstermiş oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir