ABD’nin ‘süper çocuğu’ Elon Musk’ın yeni projesi olan beyin çipiyle önümüzdeki 5 ile 10 yıl içerisinde ortak ve tek bir evrensel dilin kullanılacağı iddia ediliyor.

 Elon Musk’ın şirketlerinden biri olan Neuralink, “Brain Computer Interface” adı verilen bu çipleri geliştiriyor ve Musk, yaptığı açıklamada, bu projesinin uygulanması halinde iletişimin evrim geçireceğini ve günümüzde kullanılan dillerin ortadan kalkacağını söyledi.  

Peki Neuralink projesi nedir ve neyi hedefliyor?

Elon Musk, tek bir evrensel dil vasıtasıyla gelecekte bugünkünden daha iyi bir iletişimin mümkün olduğuna inanıyor. Öte yandan beyin çipinin 5-10 yıl içinde geliştirilmesi hedefleniyor.

İLK PARTİ BEYİN HASARLARINI GİDERECEK

Neuralink’in hedefinde ilk olarak beyin hasarlarının giderilmesi var. Bu çipler sayesinde beyin hasarlarının yol açtığı görme, yürüme gibi engelleri ortadan kaldıracağı belirtiliyor.

Beyin çipinin Alzheimer hastalığı, omurilik sorunları ve hatta bunama dahil olmak üzere ağır koşullara nörolojik çözümler sağlaması bekleniyor. Nueralink çipi, projenin ilerlemesi ve tıp endüstrisi için kullanılabilir hale gelmesi durumunda yüzyılın en faydalı buluşlarından biri olacağı öne sürülüyor.

Konuyla ilgili Uzman Psikiyatrist Doktor Semih Dikkatli, “Umarım böyle çiplerle insanlar yürüyebilir, koşabilir, görebilir, duyabilir” dedi. Toplumda “çipler insanları robotlaştıracak” kaygısına da değinen Dikkatli, “bizi asıl robotlaştıracak olan şey kültürel çiplerdir” dedi.

ÇİPLER NASIL ÇALIŞIYOR? İŞE YARIYOR MU?

2019 yılında MindPong kanalında yayınlanan bir videoda, beyninde aktif bir çip bulunan bir maymunun masa tenisi oyununda verdiği tepkiler gösterildi.

Reuters’ta yer alan bu habere göre, maymun ekrana bakıp, topun nereye gideceğini tahmin ederek, sanal bir raketi kontrol etmeyi başardı. Çiplerin çalışma prensibini anlatan Elon Musk, Neuralink çiplerinin kafatasındaki Fitbitler olduğunu söyledi. Musk’a göre, bu çip bir İngiliz kuruşu kadar küçük ve çipin parçacıkları beyne yerleştirilen iletkenler yoluyla bağlanıyor.

Mikroçipteki elektrotlar, Neuralink’in 23×8 mm boyutlarındaki Link 0.9 adlı çipine bağlanıyor. Bu çip, elektrotlardan gelen sinyalleri toplayarak iletebiliyor. Takıldığı canlının vücut ısısını, buradaki basınç ve hareketleri ölçen sistemin, kalp krizi ve felç gibi durumlarda erken uyarı verebileceği belirtiliyor. Kablosuz bağlantı kurabilen cihaz, 10 metre mesafeye kadar veri aktarabiliyor. İndüktif sistemle kablosuz şarj edilen Neuralink v2, tam gün çalışabilmesiyle, uyku esnasında şarj edilme olanağı sağlıyor.

BEYNE NAKİL İÇİN ROBOT GELİŞTİRİLDİ

Neuralink şirketi çiplerinin esnek ve narin olmaları yüzünden insan eliyle beyne nakledilemeyeceğini iddia ediyor. Şirket bu yüzden bir robot da geliştirmeye başladı. Bu robot sayesinde çip beyne sorunsuz bir biçimde yerleştirilebiliyor ve organik insan dokusuyla rahatlıkla kaynaştırılabiliyor.

Geliştirilen bu robotun yakın gelecekte beyin ameliyatlarında kullanılması düşünülüyor. Elon Musk’ın iddia ettiğine göre, bu robot sayesinde insanlar hastaneye sabah gidip öğlen dönebilecek.

BEYİN ÇİPLERİYLE BİRLİKTE ZİHİN OKUNABİLECEK Mİ?

Brain Computer Interface adı verilen bu çipler aslında günümüzde birçok alanda kullanılıyor. Söz konusu çiplerin ileride akıl okuma teknolojisine dönüşmesi ise tartışmalara yol açıyor. Beyin çiplerinin bir akıl okuma teknolojisi olarak tartışılmasının en temel nedeni ise ileride beynin hareketliliğinin ölçülebilecek olması. Günümüzde bu yönde yapılan çalışmalar beynin vereceği bir komutun elektrik yoluyla yazılımsal bir sinyale çevrilebileceğini gösteriyor. Yani herhangi bir fiziksel temasta bulunmadan, yalnızca düşünce yoluyla bir cihazı yönlendirmek mümkün hale geliyor.

BCI hakkında en çok merak edilen konu ise çiplerle birlikte zihinlerin okunabilmesi ve hatta yönlendirilmesi… Şu ana kadar yapılan çalışmalar gösteriyor ki BCI teknolojisiyle insan zihni tam olarak okunamıyor. BCI evet, hayır gibi basit cevapları algılayabilse de karmaşık düşünceleri ve hareketleri çözümleyemiyor.

Ancak girdiği yol açısından düşündüğümüzde Elon Musk’ın evrensel dil hayalinin kaynağını burada aramak gerekiyor.

BİR ARAŞTIRMA: KLAVYESİZ YAZI YAZMAK MÜMKÜN MÜ?

Nature dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, beyne yerleştirilen mikroçip ile klavyesiz yazı yazmak mümkün olabilecek. Yapılan araştırmanın sonucunda omurilik yaralanmasından felç olan bir insan 90 karakter yazma hızına ulaştı.

Araştırmada şu ifadelere yer verildi:

“Beyin-bilgisayar arayüzleri, hareket etme veya konuşma yeteneğini kaybetmiş kişilerle iletişimi geri yükleyebilir. Şimdiye kadar, BBA araştırmasının ana odak noktası, tıkla yazma gibi kaba motor becerilerin yeniden kazandırılması olmuştur. Bununla birlikte, el yazısı veya dokunarak yazma gibi son derece hünerli davranışların hızlı dizileri, daha hızlı iletişim oranları sağlayabilir. Burada, motor korteksteki sinirsel aktiviteden elde edilen el yazısı hareketlerinin kodunu çözen ve tekrarlayan bir sinir ağı kod çözme yaklaşımı kullanarak bunu gerçek zamanlı olarak metne çeviren intrakortikal bir BCI geliştirdik. Bu BCI ile eli omurilik yaralanmasından felç olan katılımcımız, dakikada 90 karakter yazma hızına ulaştı. Bildiğimiz kadarıyla, bu yazma hızları diğer herhangi bir BCI için bildirilenleri aşıyor ve katılımcımızın yaş grubundaki bireylerin tipik akıllı telefon yazma hızlarıyla karşılaştırılabilir. Sonuçlarımız, felçten yıllar sonra hızlı, hünerli hareketlerin doğru bir şekilde kodunun çözülmesinin uygulanabilirliğini gösteriyor.”

SİNEMA KURGULUYOR, BİLİM UYGULUYOR!

Teknolojideki bu son gelişmeler gösteriyor ki, insanlık hayal ettiği işleri hayata geçiriyor. Jule Verne Deniz altının icadından yıllar önce “Denizler Altında Yirmibin Fersah”ı yazmıştı.

2012 yılında gösterime giren “Cloud Atlas” filmi dijitalleşmenin hayalini yansıtıyor. 1850’den geleceğe uzanan filmde, zihin kontrolü altında olan android garsonlar yer alıyor.

Yine 2014 yılında beyaz camda yer alan “Flash” dizisi bir tesadüf sonucu parçacık hızlandırıcısını elde eden bir insanın kahramana dönüşümünü gösteriyor.

Yapay zekânın ve tasarımın sinemadaki temsilcisi ise herkesin yakından bildiği Matrix filmi. Evrenin bir simülasyon olduğuna işaret eden film belki de Amerika’nın ‘Süper Çocuğu’ Elon Musk’ın ilham kaynağı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir