Pandemiden sonra alışveriş çılgınlığı mı yaşanacak? Kimi araştırmalar pandemi sırasında kısıtlanan hayatımızın intikamını, hedonist bir çağı yaşayarak alacağımızı söylüyor. Yani çok alışveriş yaparak, çok eğlenerek, çok restorana gidip yemek yiyerek ve çok gezerek.

Bunun ilk sinyalleri de alınmıyor değil. Evden çalışma modeli ilk zamanlarda oldukça sevimli ve bilgisayar karşısında altta eşofman, üstte beyaz gömlek giyilebildiği için rahat bulunurken, insanların bir süre sonra bundan sıkılıp eski model iş yaşamını özlediklerini gözlemliyoruz. Öyle ki topuklu ayakkabılarını giyerek salona geçen ve bilgisayarın başına oturan kadınlar ya da siyah rugan ayakkabılarıyla uzaktan erişimle toplantıya giren erkekler de yok değil.

Ben de konuyla ilgili global bir marka olan Ecco’nun Türkiye ve Ortadoğu Genel Müdürü Deniz Erda’ya sordum. Üstelik Ecco, herkesin küçülmeye gittiği pandemi döneminde büyüyen bir şirket. Erda’ya göre pandemi biterken alışveriş yapma isteği çok yükselecek.

Pandemi sonrası için planları nedir Ecco’nun? Hazırlığınız ne yönde?

Biz çok iyi anladık ki, esasında pandeminin bitmesi için, hastalığı önlemek için, araştırmalara bakılırsa “aşı” şart. Bilgiler o kadar taze ki, herkes hergün yeni bir şey öğreniyor. Ama şu ana kadar öğrendiğimiz, aşı olmadan bu işin yenilebileceği gözükmüyor. İngiltere örneği ortada. Aşılanmalardan sonra son birkaç zamandır coronadan dolayı ölen yok. Günlük hasta sayıları dramatik bir şekilde düştü. Açılmalar da başladı. Birleşik Arap Emirlikleri’nde de öyle. Tek doza bakıldığında, halkın neredeyse yüzde yüzünü aşıladılar. ABD’den de artık korkulan rakamları görmüyoruz. Genel olarak aşılanmanın artmasıyla bu işin durduğunu, tehlikenin aşağıya doğru gittiğini görüyoruz. O yüzden aşı şart.

“ÇILGINCA ALIŞVERİŞ YAPMAK İSTİYORUM”

Türkiye için ise, aşılanmayla beraber Haziran’dan sonra biraz daha normale dönüş olacağını düşünüyorum. Yaz geliyor insanlar dışarı çıkacaklar, çünkü sıkıldılar. Geçen gün bir arkadaşım şunu söyledi. “korona bitsin de çılgınca alışveriş yapmak istiyorum.” Dolayısıyla dünyada beklenti şu yönde, alışveriş için yükselme bekleniyor. Hatta sizin de söylediğiniz gibi bazı makalelelerde insanların bu kaybedilmiş zamanı için “intikam alışverişinin” yapılacağı görüşü var. Haziran ve Temmuz gibi satışların hızlanacağını düşünüyorum.

Konu alışverişten açılmışken Türklerin ayakkabı giyme alışkanlıklarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Yani Avrupalıya göre şöyle seviyor ama Ortadoğuluya göre şöyle farkı var diyebiliyor musunuz ayakkabı konusunda?

Tabii ki var. Türkiye ‘de Ortadoğu’ya göre kadın müşteri sayısı daha fazla. Ortadoğuda daha erkek egemen bir durum var, erkek ayakkabı satışları daha yüksek. Orada ciddi bir sandal satışı var. Avrupa’da ise kadın ve erkek ayakkabı satışları hemen hemen eşit. Kadınların tabii ki modayı daha yakından takip ettiklerini söylemeye gerek yok. Ama erkekler de son dönemlerde ciddi anlamda ayakkabı konusunda ilgililer. Pandemide şunu keşfettik, bu belli araştırmalarla da kanıtlandı: İnsanlar pandemide biraz daha sürdürülebilirliği, çevreye duyarlılığı, kaliteyi ödüllendirdiler. Fiyattan çok baktıkları nokta sürdürülebilirlik, kalite, teknoloji ve doğaya saygısı oldu. Bunu yapan markalar da pandemi döneminde başarılı oldular. Ecco bunlardan bir tanesiydi. İnsanlar biraz daha outdoor yaşamı keşfettiler, doğaya döndüler. Ofisler kapandı, tabii ki formal ayakkabılar tercih edilmedi, kahverengi erkek ve topuklu kadın ayakkabı satışları düştü ilk başta, sonra toparladı, çünkü belli bir süre sonra insanlar evde oturmaktan, evde çalışmaktan sıkılmaya başladı. Artık eşofmanla bilgisayarın başında oturmak istemediler. O normale dönme özlemiyle, işe gidiş kıyafetlerini giyip ayaklarına da topuklu ayakkabıyı geçirip, evde bilgisayarlarının başına geçti ve psikolojilerini ona hazırlamaya çalıştılar. Şimdi o da normale dönmeye başladı. Bizim Ecco olarak avantajımız ne oldu, hem kadın hem erkek ürün grubunda, formal, outdoor çok geniş bir koleksiyonumuz var. Bir de ana fikrimiz, sürdürülebilirlik, çevreye duyarlılık, teknoloji olduğu için ciddi başarılar elde ettik.

Ecco teknolojiye nasıl bakıyor. Mesela “giyilebilir teknoloji” konusunda çalışma var mı? İçine çip yerleştirilmiş ayakkabınız gelecekte olacak mı?

“GELİŞTİRDİĞİMİZ TEKNOLOJİYİ PAYLAŞMAYA HAZIRIZ”

Teknolojik özelliklerimiz tabii ki var, özellikle ayakkabılar tasarlanırken mottomuz şudur: ayakkabı ayağı takip eder. Biz de ona göre bütün teknik özellikleri uyguluyoruz, araştırıyoruz. Çevreye duyarlıyız. Ecco’da bütün süreçler kendi tarafından yönetilir. Üretimi kendimiz yapıyoruz, derimizi kendimiz yapıyoruz. Bir ayakkabının üretime girip mağazaya gidinceye kadar 210 çift el değer o ayakkabıya. Bu 210 çift elin hepsi Ecco’nun kendi çalışanıdır. Deri üretimimizin yüzde 50’sini de satış yapıyoruz. En büyük müşterilerden bir tanesi Apple.

Neden?

Apple saatlerin derileri için. Dünyadaki en zor şeylerden biri deri üretmek. Deri üretilirken inanılmaz bir atık vardır. Teknolojisi geride kalmış yerlerde doğaya atık verilir. Bizde deri yıkamada bugüne kadar doğaya bir gram kesinlikle kirli su verilmez, bu su arıtılır, dönüştürülür, böylece toprağı sulayabilecek şekilde değerlendirilir. Son 2 yıldır bunun üzerinde çalışıyordu ve 50 milyon euronun üzerinde bir yatırım yaptı Ecco. Dri-Tan denilen bir teknoloji geliştirildi. Özelliği deriyi susuz yıkamak. Bir ayakkabı için yaklaşık 20 litre su harcıyorsunuz. Ecco bu Dri-Tan teknolojisiyle yaklaşık olarak 25 milyon litre yıllık su tasarrufu sağlıyor. Bu tasarruf edilen miktar, Dünya Sağlık Örgütü’nün rakamsal açıklamalarıyla bir insanın hijyen için ihtiyacı olan su miktarına bakarsak, 9 bin kişinin yıllık su ihtiyacına eşit bir rakam.

Ciddi bir rakam aslında

Belki dünya için küçük ama bu şekilde, sadece 10 şirket olsa 90 bin kişinin ihtiyacı olan suyu tasarruf etmiş oluyorsunuz. Çevreye önem vermemiz gerek, pandemide şunu anladık ki başka bir dünyamız yok. Hepimizin bu dünyaya sahip çıkması gerekiyor. Doğaya karşı sorumluluğumuz var.

Peki bu Dri-Tan teknolojisini Ecco mu buldu, yoksa zaten olan bir teknolojiyi mi geliştirdi?

Hayır Ecco buldu. Bunu herkesle de paylaşmaya hazır. Çünkü dünyada herkesin kullanmasını istediğimiz bir teknoloji bu. Çevreye duyarlı ve insana da yararlı bir teknoloji aynı zamanda.

Ecco Türkiye ve Ortadoğu Genel Müdürlüğü’ne yükselen ilk Türk yöneticisiniz. Pandemide bu görevi yürütüyor olmak sizi zorluyor mu? Ya da karşılaştığınız zorluklar var mı? Malum Türkiye iç açıcı rakamlar sergilemiyor son zamanlarda.

Esasında şöyle, dünyada üst düzey yöneticiliğe çıkan ilk Türk yöneticiyim. Pandemide zorluyor mu, evet zorluyor. Zorlamıyor demek mümkün değil. Pandemi herkesin hayatını zorlaştırıyor. En büyük problem uçak yolculuğu. Uçakta maskeyle, siperlikle yolculuk yapmak, havaalanlarında da aynı şekilde, o eski alıştığımız rahatlık ve konfor yok tabii ki. Ayrıca tedirginsiniz tabii ki, yanınızdaki yolcuda bir şey varmı diye. Seyahatlerden dolayı sürekli pcr testi olmak, heralde yani şöyle söyliyim son 4-5 ayda, 50’nin üzerinde pcr testi olmuşumdur. O kadar çok çubukla tanışmak hoş bir şey değil. Dubai’de mesela şehir değiştirirken de istiyorlar. Ailenizin yanına döndüğünüzde en az birkaç gün tedirgin oluyorsunuz eğer hasta olduysam bulaştırırmıyım diye. E tabii ki hayat eski anladığımız anlamda kolay değil. Hepimizi bir şekilde etkiliyor.

Pandemi döneminde 2020 yi büyüyerek ve mağaza açarak kapattığınız. Oysa değil stabil kalmak küçülen global markalar da var. Hatta Türkiye’den çekilen bazı markaları da gördük. Siz bunca karantinada büyümeyi nasıl başardınız? Bunda nelerin etkisi var?

“KİMSEYİ İŞTEN ÇIKARMADIK”

Hem yerelde, hem globalde bir çok markada, pandemiden dolayı küçülme hatta oyunun dışına çıkma oldu. Bazı global markalar ülkeyi terkettiler, bazı yerel markalar piyasadan çekilmek zorunda kaldılar. Bundaki en büyük etken finansman. Biz Ecco olarak finansman anlamında çok güçlü bir şirketiz. Bunun etkilerini bu pandemi sürecinde gördük. 2019 sonunda Ecco, tarihindeki en büyük satın almayı yaptı. Yaklaşık 180 milyon euroluk bir rakamla Rusya operasyonumuzun yüzde 51’ini partnerimizden satın aldık. Daha sonra da covid başladı zaten.

Ama biz 2020’ye başladığımız anda şirketin kredi borcu 0’dı. Şirket genelde herşeyini özkaynağı ile yapan, bütün hesaplamalarını bu doğrultuda gerçekleştiren bir finansman yapısına sahip. Bu pandemi süresince de doğru adımları attık. Kimseyi işten çıkarmadık. Herhangi bir fabrikada kısıtlamaya gidilmedi ki, dünyada o sırada bir günde 14 bin tane mağaza karantina nedeniyle kapandı. Ona rağmen hiç kimseyi işten çıkarmadık. Bu dönemde, biz tabii krizi fırsata çevirmeye çalıştık. İnanıyoruz ki her krizin içinde fırsatlar var. Esasında kaos bir merdivendir, bir çıkıştır. Önemli olan fırsatlara odaklanmak. Bir de bizim yöneticiler olarak görevimiz şikayet etmek değil, çıkış yolları bulmak ve çözüm üretmek.

Biz 2020’nin Mayıs’ında, bütün mağazalar kapanırken bir iş planı yaptık. Orada büyüme öngördük. 3 tane mağaza açacağız dedik. Yaptıklarınız yapacaklarınızın aynasıdır denir ya, bu da yurtdışı tarafından onaylandı. Biz böylece 2020’yi büyüyerek kapattık. Cirolar düşse de giderlerimizi kontrol altına aldık. Türkiye’de özellikle Avmler, kira konusunda yardımcı oldular. Devletinde kısa çalışma ödeneği ile ilgili ciddi anlamda desteği oldu. Tüm bunların ışığında giderlerinizi kontrol edebiliyorsanız, doğru planlar koyabiliyorsanız ve doğru yönetebiliyorsanız, aşırı bir borçlanma içersinde değilseniz başarılı olmamak için neden yok.

Türkiye’de fabrika açma konusu masada mı?

Şu anda yok, kısa orta ya da uzun vadeli tüm planları biraz daha dikkatli yapmak gerekiyor. Ama Türkiye çok stratejik bir noktada özellikle lojistik olarak. Bunun olmaması için hiçbir sebep yok. Biraz daha sadece Türkiye’nin yurtdışına güven vermesi gerekiyor. E zaten Ecco Türkiye’ye güvenmese burada bir mağaza açmaz. İleride neden fabrika olmasın. Hep söylüyorum. 2018’deki o döviz yükselişi, kriz ortamı oldu vs. biz o dönemde havaalanına mağaza projesini onaylattık. 1 milyon euorunun üzerinde yatırım gerektiren bir projeydi. Bizim en karlı mağazalarımızdan bir tanesiydi. Pandemi nedeniyle kapandı. Ama yine açılacak Bunların hepsi zor zamanlarda oldu. İnanıyoruz ki eski günlere geri döneceğiz. Ticari hayatta bazı riskleri almadan, üstlenmeden başarılı olma şansınız yok. Yeter ki öngörülerinizi, ölçümlemelerinizi doğru yapabilin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir