19 Mayıs hepimiz için ilham, cesaret, umut günüdür. Böyle bir günde bu ilhamı ve cesareti alacağımız şeylerin sayısı gittikçe azalmış gibi görünse de, ben yine de sizlerle birini tanıştırmak istedim, size de ilham kaynağı olsun diye. Hatice Soyaslan hayatın ona getirdiği engelleri tanımamış, hayalleri olan, o hayallerden vaçgeçmeden, renkli dünyasını çevresine de yansıtan bir genç kız. Hatice’yle sohbet ederken, çok şey öğrendim engellerin nasıl aşılabileceği ile ilgili. Öyle ya Atatürk de bu ülkeyi kurtarırken hiçbir engel tanımamıştı. Hatta “Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz kişiler vardır” demişti. İşte Hatice, gazi paşanın işaret ettiği umutsuz kişilerden değil, tam da paşanın istediği mücadeleci bir genç kız. Gelin onu tanıyalım.

Sevgili Hatice, son zamanlarda hayat hepimiz için zor ama senin için ne kadar zor?

Ben alıştım heralde zorluklara. O kadar çok zor gelmiyor belki bana. Bizim için belirli çeşitlerde zorluklar var. Onları da bir şekilde atlatıyorum. Özellikle yollarda erişilebilirlik açısından zorluklar yaşayabiliyoruz. Bazı yerlere gitmek zor oluyor. Kaldırımlarda özellikle engellerle karşılaşabiliyoruz.

“İzin almadan yardım etmeye çalışıyorlar”

İnsanların bilinçsizliği açısından da zor anlarım oluyor. Değişik davranışlar sergiliyorlar. “Pat” diye izin almadan yardım etmeye çalışıyorlar. Amaçları yardım etmek biliyorum, ama izin almadan ve bir anda yaptıkları için korkabiliyorum ve sinirleniyorum.

Haklısın biz millet olarak da yardımı bazen abartabiliyoruz değil mi?

Kibarca sorsalar yardıma ihtiyacın var mı, yardım edebilirmiyim diye… İhtiyacımız varsa tamam deriz, kabul ederiz. Ama ihtiyacımız yoksa, kendimiz gidebiliyorsak teşekkür edip gidebilmeliyiz kendi yolumuzda.

Zaten bir çok yaya kaldırımları, arabalar tarafından işgal edilmiş durumda. Hepimiz çok zorlanıyoruz o konuda.

Sadece arabalar değil manav tezgâhları, mağazaların ürünleri de kaldırımları dolduruyor. Bize çok zorluk yaratıyor bunlar.

Hayatında yaşadığın tehlikeli bir durum oldu mu hiç? Kendini kurtarmak zorunda kaldığın bir tehlikeyle karşılaştın mı?

Birkaç defa trafik kazası yaşadım. Yanımda birileri vardı o kazaları geçirdiğimde, o yüzden büyük bir sorun olmadı. İlkokul ve ortaokuldayken atlattığım kazalar, araçların aşırı hızından kaynaklandı. Diğerleri yolların çok dönüşlü olmasındandı.

Çok geçmiş olsun. Peki çocukluğun nasıl geçti? Arkadaşlarınla aran nasıldı?

Çocukluğum güzeldi, rahattım, bisiklet sürerdik. Arkadaşlarımla özellikle kumda oynardım. Bayağı renkli güzel geçti çocukluğum.

Görme engelin doğuştan mı geliyor?

Evet doğuştan görme engelliyim ben.

Malum bugün 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı. Sen hiç spor yapıyor musun? Sporla aran nasıl?

Spor yapamıyorum ne yazık ki… Ama yapmak isterdim. Yüzmek isterdim. Basketbol oynamak isterdim; bu boyla!

Mesela imkânın olsaydı bir sporcu olarak, hangi dalda madalya almak isterdin?

Engellilerin spor klüplerine yazılmak istedim ama şehir dışına da gidiliyordu, benim buna ailem pek müsaade etmek istemedi. Yüzücü olmak, yüzmede madalya almak isterdim.

Üniversiteyi bu kadar çok iyi liselerde, geniş imkânlarla eğitim görmüş gençler bile bazen kazanamazken senin bu müthiş çabanla kazanman, bir meslek sahibi olman o gençlerin hangi “engel”ini ifade ediyor olabilir?

“Engelleri kendilerine inanmamak”

Kendilerine özgüvenleri olmayabilir. Onların engelleri kendilerine inanmıyorlar. Ayrıca bilgiye erişememekten de olabilir. Herkes aynı şartlara sahip değil.

Sen lise ve üniversite dahil 7 yıl çocuk gelişimi bölümünde eğitim aldın. Bu alanda hiç çalıştın mı?

Bir anaokulunda staj yaptım, çocuklarla çok güzel oyunlar oynadık, drama etkinlikleri yaptık, şarkılar söyledik, hikâyeler anlattım. Çok güzel vakit geçiriyorduk. Ama staj döneminden sonra çalışmak ne yazık ki mümkün olmadı. İş arayışına girdim. Genel olarak önyargıyla yaklaşıyorlardı. Ben birçok şeyi yapabiliyorum. Montessori çocuk gelişimi üzerine eğitim de aldım. Çocuklar için oyuncak tasarımları yaptım. Çocuk hikâyeleri yazdım. Çocuk ve ebeveyn psikolojisiyle ilgili çalışmalarım oldu okul hayatım boyunca. Yapamadığım bazı şeyler tabii ki var. Çocukları çok seviyorum, iletişimim de çok güzel. Genel anlamda çok iyi anlaşırım onlarla.

Şu an Karanlıkta Diyalog Müzesi’nde çalışıyorum. Rehberlik yapıyorum. Gelen insanlara müzeyi tanıtıyorum. İnsanların empati kurmasını, bilinçli olmalarını sağlamaya çalışıyorum.

Empati kurabiliyorlar mı?

Bence birçok kimse gayet kurabiliyor diye düşünüyorum.

Şimdiye kadar hiç ilginç bulduğun bir deneyim oldu mu bu işi yaparken?

Evet şimdiye kadar hiç kimseye yardımcı olmadığını söyleyenler oldu. Buna şaşırıyorum. Belki de hiç karşılaşmamış olabilirler…

Türkiye’de veya dünyada gitmek istediğin, merak ettiğin bir yer var mı?

Türkiye’de denizi sevdiğim için Ege’ye, Muğla’ya, Aydın’a gitmek isterdim. Dünyada ise İtalya’ya gitmek istiyorum.

Neden İtalya?

Orayı çok merak ediyorum. Çok renkli bir yermiş. Gitmek, gezmek istiyorum.

Sosyal medyayla aran nasıl? Geçen gün Harun Sarıkaya’nın Hürriyet Gazetesi’ndeki köşesinde, bazı engelli sosyal medya fenomenlerinin sizler için yaptığı güzel etkinlikleri olduğunu gördüm. Bunlardan faydalanabiliyor musun? Nasıl takip ediyorsun, sesli anlatımlardan mı yararlanıyorsun?

Telefonumuz konuştuğu için sosyal medyayı öyle takip edebiliyorum. Facebook ve Twitter’ı daha çok takip edebiliyorum ama Instagramı o kadar kullanamıyorum. Sesli anlatımlardan faydalanıyorum. Haber sayfalarından özellikle faydalanıyorum. Telefona güncelleme geldikçe bizim için kullanımı daha çok zorlaştırıyor. Aslında diğer fenomenler ya da diğer sosyal medya kullananlar da bizim için bazı yönergeler verebilirler. Mesela fotoğraflarına ufak metinler ekleyebilirler. O fotoğrafın neyle alakalı olduğunu, ne olduğunu anlatabilirler. Biz de o paylaşımlar hakkında fikir sahibi olabiliriz böylece.

Kitap okuyor musun? En çok hangi kitapları, yazarı seversin?

Bir süredir daha çok kitap okuyorum. Genel anlamda pdf metinleri tercih ediyorum. Selçuk Aydemir’in kitaplarını seviyorum bana komik geliyor anlattıkları.

Hayallerinin peşinden halen gidiyor musun?

Kalabalık renkli bir ortamda çalışmayı isterdim anaokulu gibi. Hayallerimin peşinden gitmeye çalışıyorum. Şu anda da eğlenceli kalabalık bir yerde çalışıyorum. Her gün farklı insanlarla tanışıyorum. Onlarla birlikte farklı düşünceleri, farklı dünyaları hissetmiş, paylaşmış oluyoruz. Bu bana mutluluk veriyor. Anaokulunda da öyleydi. Kısmen de olsa hayalimin peşinden gittiğimi düşünüyorum.

Türkiye’de senin gibi gençler ne yapmalı?

“Oturmakla hiçbir yere varılmıyor”

Oturmasınlar, evden çıksınlar, gezsinler, okusunlar. Gerçi şu anda pandemi var ama. İstedikleri, hayal kurdukları her şeyi yapsınlar. Hayallerinin peşinden koşsunlar. Oturmakla hiçbir yere varılmıyor. Ben evde çatlıyordum, sıkılıyordum, yapacak bir şey bulamıyordum. Mutlaka evde de yapacak şeyler vardır ama dışarıda daha çok yapılacak şeyin olduğunu düşünüyorum. Gezerek, görerek, yaşayarak yapılacak çok şeyin olduğuna inanıyorum. Çünkü insan daha çok şey öğreniyor.

Sen gelecekte nasıl bir dünya bekliyorsun?

İnsanların daha bilinçli olduğu bir dünya diliyorum gerçekten. Herkes birbirine daha anlayışlı ve empati kurarak yaklaşabilir.

19 Mayıs için ne söylemek istersin?

Atatürk iyi ki bu ülkeyi kurmuş ve bize armağan etmiş. Ona teşekkür ederim.