İsrail’in, Filistinlilere yönelik son saldırıları, Filistinli örgütlerin yanı sıra halkın da tepkisiyle birleşince uluslararası diplomatik çabalar da hızlandı.

Biz de Ekspres Türkiye olarak, büyük uluslararası aktör ve ülkelerin bu son durum karşısındaki pozisyonları ve eylemlerini değerlendiren, Yunus Soner’in makalesini yayınlıyoruz.

13 Mayıs 2018. Gazze’nin doğusundaki İsrail ile Gazze Şeridi arasındaki sınırı işaretleyen dikenli telin önünde başkalarıyla birlikte bekleyen Filistinli çocuk, geri dönüşü simgeleyen tahta bir anahtar tutuyor elinde, bir kız Filistin bayrağı kaldırıyor. || AFP FOTOĞRAF / MAHMUD HAMS

Mısır: Düzenli Ateşkes Arabulucusu

Gazze Şeridi’nin tek çıkışı olarak görünen güney komşu Mısır, 1967’den beri sınırlarda egemen bir Filistin devletiyle iki devletli çözümü destekliyor.

Dışişleri Bakanı Şükrü, son saldırılar üzerine Mısır’ın, İsrail’in acımasız uygulamalarını kınadığını, bunları uluslararası hukukun ihlali olarak gördüğünü, sürecin iki devletli çözüm şansını baltaladığını, bölgedeki güvenlik ve istikrarı tehdit ettiğini açıkladı.

Ürdün, Fransa ve Almanya ile çeşitli görüşmeler yapan Mısır bu konuda aktif diplomasi yürütmeye çalışıyor. Bu ülkeler 1 Nisan’da BM’ye iki devletli çözüm için sözde Ortadoğu Barış Sürecine desteklerini bildiri ortak bir bildiri sundu.

Mısır Dışişleri Bakanlığı, olaylar başladıktan sonra aralarında İsrailli mevkidaşının da bulunduğu; Türkiye, Suudi Arabistan , Almanya ve Avrupa Birliği’nin yanı sıra ABD gibi farklı ülkelerle temasa geçti.

Mısır, Hamas ile İsrail arasında daha önce de ateşkes girişiminde bulunmuştu. Ancak İsrail basınına göre mevcut girişim İsrail tarafından reddedildi.

Mısırlı bir heyet önce Hamas yetkilileriyle bir araya gelerek ardından Tel Aviv’e gitti, ancak ateşkes önerisi İsrail tarafından reddedildi. İsrail İstihbarat Bakanı Eli Cohen aynı gün yaptığı açıklamada, bir önceki gün geç saatlerde toplanan Siyasi ve Güvenlik İşleri Bakanlar Kurulu’nun İsrail’in aldığı tüm ateşkes çabalarını oybirliğiyle reddetme kararı aldığını söyledi.

Kahire, daha önce çeşitli zamanlarda Filistinliler ile İsrail arasındaki ateşkeslere aracılık etmişti. 

Ürdün Krallığı: Kudüs’e Komşu ve Kutsal Yerlerin Koruyucusu

Ürdün Krallığı, Filistin Batı Şeria’nın doğudaki komşusu; ülke, 1994’te yapılan İsrail – Ürdün Barış Anlaşması’ndan bu yana İsrail saldırısı altındaki Kudüs’ün İslami kutsal mekânları üzerinde gözetim hakkına sahip.

Ürdün de Mısır gibi iki devletli çözümü savunuyor ve İsrail ile diplomatik ilişkileri var. Protestocular başkent Amman’da İsrail Büyükelçisinin sınır dışı edilmesini talep etti.

Ürdün’ün El Fetihli Mahmud Abbas liderliğindeki Filistin yönetimiyle güçlü bağları bulunuyor; Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas ile resmi bağı yok.

Ürdün hükümeti İsrail’in saldırısını “barbarca” olarak nitelerken Kral Abdullah İsrail’i Kudüs’ün demografik statüsünü değiştirmeye çalışmakla suçladı.

Ürdün Kralı aralarında Bahreyn, Umman, Mısır, Tunus ve Irak’ın da bulunduğu birkaç bölge ülkesiyle diplomatik temaslarda bulundu.

Lübnan: Resmi olarak İsrail ile savaş halinde

Lübnan, İsrail’in kuzey komşusu, ancak iki ülkenin diplomatik ilişkileri yok; teknik olarak savaş halindeler. İsrail 2006’da Lübnan’a saldırdı ve mağlup oldu ancak savaş, belirli bir barış anlaşmasıyla sonuçlanmadı.

Lübnan da iki devletli çözümü savunuyor. Dışişleri bakanlığı İsrail saldırılarını “etnik temizlik” olarak yorumladı. Uluslararası toplumu, “düşman İsrail’e karşı kardeş Filistin halkına, El Aksa Camii’ne karşı tekrarlanan saldırılardan vazgeçirmek üzere acil harekete geçme” çağrısında bulunarak şöyle uyardı: “Devam eden İsrail uzlaşmazlığıyla yüzleşmek ve işgal altındaki Kudüs şehrinde İsrail yerleşimlerini ve yer değiştirme faaliyetlerini durdurmak gerek!”

Suriye: İsrail ile aktif olarak savaşıyor

İsrail ile savaşan diğer bir ülke Suriye. İsrail, Şam’ın Suriye toprakları olduğunu iddia ettiği Golan Tepeleri’ni işgal ederek son yıllarda birkaç kez Suriye’deki askeri ve sivil mevzilere saldırdı.

Suriye de 1967 yılı sınırlarındaki bağımsız Filistin devletini savunuyor, İsrail güçlerini bu sınırların ardına çekilmeye çağırıyor.

İran Dışişleri Bakanı 12 Mayıs’ta Şam’ı ziyaret ederek Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüştü, toplantıda Filistin meselesi de konuşuldu.

Suriye, Şam’da temsilciliği bulunan Hamas’ı uzun süredir destekliyordu. 2011’de Suriye’de savaşın patlak vermesiyle Hamas, Esad Hükümeti’nin protestolara tepkisini eleştirip Şam ofisini kapattı.

Ancak son raporlar, İran’ın Suriye hükümetiyle Hamas arasında Lübnan Hizbullahı’nın arabuluculuğuyla desteklenen bir yakınlaşma başlattığını gösteriyor.

İran: İsrail diye bir devlet yok

İran, Suriye ile müttefik; hem Lübnan Hizbullahı’nı, hem de İsrail’e karşı ve Filistin lehine silahlı mücadeleye öncülük eden İslami Cihat örgütlerini destekliyor.

İran Dışişleri Bakanı Zarif, Hamas lideri İsmail Haniye ile görüştü ve ona “İran’ın Filistin halkının ve Filistin davasının meşru haklarına elinden gelen desteği” vereceğini belirtti.

Tahran şu ana kadar Filistin devletinin kurulmasını aktif şekilde destekliyor. Diğer bölge ülkelerinin aksine İsrail ile diplomatik bağı yok, ülkeyi hiç tanımadı.

Dolayısıyla İran’ın isteği, diğer deyişle, bir tür tek devletli çözüm; bu tek devlet Filistin.

İslam Devrimi’nin lideri Ayetullah Hamaney, “İsrail sadece şiddetin dilinden anlar” mesajı verdi.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani, “son günlerde yaşanan acı olaylar ve Siyonist rejimin suçları, siyonistlerin zorbalığına ve işgaline karşı İslam ülkeleri arasında birlik ve işbirliği ihtiyacını her zamankinden daha fazla hatırlatıyor” dedi.

İran Dışişleri Bakanı Zarif, Şam’da Filistinli direniş örgütlerinin çeşitli temsilcileriyle bir araya geldi.

İran, konuyla ilgili olarak tüm bölge ülkeleriyle çeşitli diplomatik temaslarda bulundu ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nı daha aktif tutum almaya çağırdı.

Türkiye: Bölgesel girişimler, kitlesel gösteriler ve Kudüs’e Türk askeri gönderme önerisi

Türk hükümeti ve kamuoyu da İsrail saldırılarına açıkça karşı çıkarak protesto etti.

Türkiye, 1967 sınırlarındaki Filistin ile iki devletli çözümü savunuyor. Türkiye Cumhurbaşkanlığı, Filistin Yönetimi Başkanı Abbas ve Hamas lideri Haniyye’den başlayarak geniş yelpazede diplomatik temaslarda bulundu.

Bunların dışında Türkiye tüm bölge ülkeleri, Pakistan, Cezayir, Avrupa Ülkeleri ve Rusya ile temas kurdu.

Türkiye, kısa vadede, İslam İşbirliği Teşkilatı’nı ortak bir cevabı koordine etmeye çağırıp Kudüs’e barış gücü olarak Türk askerlerinin gönderilmesi için teklif sundu.

Geçtiğimiz süreçte İsrail Enerji Bakanı Antalya’ya davet edilmiş, bu davet Ankara tarafından geri çekilmişti.

Türk Dışişleri Bakanlığı, “2018 yılında İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve BM Genel Kurulu kararları çerçevesinde, Filistinli sivilleri korumanın önemini, uluslararası bağlamda bir kez daha ortaya koydu. İşgal altındaki topraklarda bu tür olayları önlemenin tek yolu İsrail’i uluslararası forumdaki eylemlerinden sorumlu tutmaktır” şeklinde bir açıklama yaptı.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, hükümetinin İKÖ Kudüs ile uluslararası bir barış gücü kurma önerisini belirtti. Çavusoğlu, bu önerinin İİT ülkeleri tarafından BM’ye taşınacağını ve olağanüstü Genel Kurul’a sunulacağını sözlerine ekledi.

Çavuşoğlu önerisini 16 Mayıs’ta tekrar toplanan İİT’de yineledi, “gönüllü ülkelerin askeri ve maddi katkılarıyla koruma mekanizması kurulabilir” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Mayıs’ta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşerek BM onayıyla uluslararası bir barış gücü kurulmasını önerdi.

Rusya: İki Durumlu Çözüm ve Dörtlü Toplantısı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de 12 Mayıs’ta Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı bir telefon görüşmesinde iki devletli-çözüme verdiği desteği teyit etti. Kremlin, aynı zamanda uluslararası hukukun evrensel sayılan normlarına dayalı olarak Filistin-İsrail çatışmasında ikili devlet çözüm için Rus ve Türklerin ilkeli destek pozisyonuna dikkat çekti. Barış sürecinde uluslararası arabulucu dörtlünün (Rusya, AB, BM ve Amerika Birleşik Devletleri) özel rolünü de vurguladı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov , BM Genel Sekreteri Guterres ile yaptığı görüşmenin ardından basına konuştu. Lavrov, “Rusya, Amerika Birleşik Devletleri, BM ve AB dahil olmak üzere uluslararası arabuluculardan oluşan bir dörtlünün elimizdeki en önemli görev olduğu konusunda ortak bir anlayışa vardık” dedi.

Lavrov, dörtlüyle Arap ülkeleri arasında ilişkileri normalleştirip İsrail ile diplomatik bağ kuran bir diyalog önerdi. Bu diyaloğa Filistinliler ve İsraillilerin de katılımını vurguladı.

Çin: İki Devletli Çözüm ve BM girişimi

Çin Halk Cumhuriyeti de iki devletli çözüme destek verdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying 13 Mayıs’ta “süren gerilime, karşı karşıya kaldığımız birçok durumda vurguladığımız gibi Çin Güvenlik Konseyi olarak iki devletli çözüme bağlılığımızı ve sağlam desteğimizi yeniden teyit ettiklerini ve bir şeyler yapılması gerektiğini” açıkladı.

Sözcü, “sivilleri hedef alan şiddeti” kınadı. Çin, mayıs ayında BM Güvenlik Konseyi’ne başkanlık ederken konseyi bir acil durum toplantısına çağırıp burada bir bildiri hazırladı. “Çoğu ülke bu taslağı destekleyip erken yayınlanması için çağrıda bulundu. Ancak Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, bu açıklamayı veto eden ABD’yi hatırlattı.

Çin, Tunus ve Norveç ile birlikte yeni bir BM Güvenlik Konseyi toplantısı çağrısında bulundu. Bu toplantı halka açık olarak İsrailli ve Filistinli katılımcılarla 16 Mayıs’ta gerçekleştirildi.

ABD’li diplomatlar, Çin’in 14 Mayıs’ta önerdiği BMGK toplantısını ise engellemişti. Dışişleri Bakanı Blinken 14 Mayıs toplantısı için “Sanırım önümüzdeki hafta başında düzenlemeyi düşünüyoruz. Umarım bu erteleme, diplomasinin etki sağlamasına zaman tanır” demişti.

Li Weijan , Chinese Global Times’daki bir yorumunda, İsrail-Filistin çatışmasının “yalnızca ABD tarafından belirlenmemesi gerektiğini” yazdı. Yorumları, Çin ve Rusya’nın uluslararası topluma çok taraflı durumlarda sorunlara daha geniş ilgi göstermeye devam etmesi gerektiği yönündeydi.

Çin, geleneksel olarak Filistin ile iyi ilişkilere ve İsrail ile çok gelişmiş ekonomik ilişkilere sahip.

Avrupa Ülkeleri: İki Devletli Çözüme Destek Ama Önce İsrail ile Dayanışma

Avrupa ülkeleri iki devletli çözümü resmen destekliyor. Avrupa Birliği, Filistin örgütlerine, özellikle Batı Şeria’daki Filistin yönetimine mali destekte kilit rol oynadı. Batı Şeria da İsrail’in ekonomik kuşatması altında.

Avrupa Komisyonu Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, 12 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, “İsrail ve işgal altındaki Filistin topraklarındaki gerginliğin tırmanması, Gazze’de ve çevresinde yoğun şiddet artışı da dahil olmak üzere sona ermelidir” dedi. Temsilci “İsrail’in sivil nüfusu koruma ihtiyacını” kabul etti, ancak güç kullanımında “azami sınırlama” çağrısında bulundu.

Josep Borrell, Filistinli ailelerin Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah Mahallesi’nden çıkarılmasını “uluslararası insani hukuka göre yasadışı” olarak nitelendirdi.

Borrell perşembe günü İsrail Dışişleri Bakanı Aşkenazi ile görüştü, “AB’nin İsrail’in güvenliğine verdiği desteği yeniden teyit etti ve Hamas’ın ayrım gözetmeksizin roket atmasını kınadı”.

Almanya Dışişleri Bakanı Haas, “Hamas bilinçli ve isteyerek son gerginliği yarattı” dedi. Düşmanlıkların derhal durdurulması çağrısında bulundu, Almanya’nın Fransa, Mısır ve Ürdün ile dörtlü çalışmasına atıfta bulunarak, sorunun ancak “müzakere edilmiş iki devletli çözüm” ile çözülebileceğini söyledi.

Fransa Dışişleri Bakanı Le Drian da benzer bir açıklama yaparak dörtlünün “uluslararası hukuka, Güvenlik Konseyi kararlarına ve uluslararası kabul görmüş uyuşmazlığa uygun ve adil ve kalıcı bir çözüm için taraflar arasındaki diyaloğun yeniden başlaması için çalıştığını” açıkladı. İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, Hamas’ın roket saldırılarını kınayarak, tedbir ve diplomatik çözüm çağrısında bulundu.

Raab ayrıca İsrail Dışişleri Bakanlığı ve Filistin makamlarıyla da temasa geçti.

Birleşik Krallık’ta ise bazı taraflar daha güçlü tepki talep etti. Halen milletvekili olan eski İşçi Lideri Jeremy Corbin, Downing Caddesi önündeki Filistin yanlısı protestolara katılarak “Londra’daki dayanışmamız, Filistin halkının bir daha asla işgal altında kalmayacağı kalıcı barışı sağlamaktır” dedi.

Eski İngiltere Dışişleri Bakanı Alan Duncan , ülkesinin hükümetini, “Filistinlilerin içinde bulunduğu kötü durum üzerinde ahlaki bir kör noktaya” sahip olmakla eleştirdi .

Bu arada etkili İngiliz gazetesi The Guardian, Filistin’de bir Yahudi devleti kurulması çağrısında bulunan Balfour Deklarasyonu’nu 100 yıl önce desteklemiş olmanın, gazetenin en “en büyük değerlendirme hatalarından biri” olduğunu ilan etti. Gazete 7 Mayıs tarihli bir başyazısında “Bugünkü İsrail, Guardian’ın öngördüğü veya isteyeceği bir ülke değil” dedi.

ABD: İsrail’in “Meşru Müdafaa Hakkına Vurgu, BM Çalışmalarına Engel ve Artan İç Tartışmalar

ABD Biden yönetimi, seçilmeden önce iki devletli çözümü desteklediğini açıkladı. ABD , Nisan ayında, Trump yönetimiyle iptal edilmiş olan Filistinlilere 235 milyon dolar tutarındaki yardımı tekrar başlatacağını da duyurdu .

ABD Dışişleri Bakanı Blinken, fonların iadesini aynı zamanda “müzakere edilmiş iki devletli çözüme doğru ilerleme” aracı olarak nitelendirdi.

Ancak İsrail’in Kudüs’ün kutsal mekânlarına yönelik saldırıları göz önüne alındığında Blinken, Netanyahu ile bir telefon görüşmesinde “ABD’nin İsrail’in kendini savunma hakkına güçlü desteğini” belirtti.

Basınla görüşmelerde Başkan Biden, “bölgenize uçan binlerce rokete karşı, İsrail’in kendini savunma hakkına sahip olduğunu” vurguladı.

ABD ayrıca Norveç ve Tunus tarafından sunulan ve konsey üyeleri tarafından desteklenen ortak  bildiriyi veto ederek BM Güvenlik Konseyi’nin konuyla ilgili çalışmalarını engelledi. AFP tarafından görülen taslak Güvenlik Konseyi bildirisi, İsrail’i Doğu Kudüs dahil olmak üzere “yerleşim faaliyetlerini, yıkımları ve tahliyeleri durdurmaya” çağıracaktı. Taslak aynı zamanda “itidalli davranma, kışkırtıcı eylemlerden ve retorikten kaçınma ve kutsal yerlerdeki tarihi statükoyu sürdürme ve saygı gösterme” çağrısında bulunuyordu.

Taslak, 10 Mayıs’ta, Gazze Şeridi’nde son zamanlarda tırmanan çatışmalardan hemen önce BM Güvenlik Konseyi’ne sunuldu. Biden Yönetimi, İsrail’in Doğu Kudüs’teki faaliyetlerinin BMGK tarafından kınanmasını engelleyerek İsrail’in daha fazla saldırganlığına etkin şekilde yeşil ışık yaktı.

ABD, yukarıda da belirtildiği gibi, 14 Mayıs’ta konuyla ilgili başka bir BM Güvenlik Konseyi toplantısını da durdurdu. Şu anda İsrail’de büyükelçisi bulunmayan ABD, bölgeye bir elçi gönderdi ve Los Angeles Times bu durumu “ABD yavaş bir başlangıçtan sonra İsrail-Filistin çatışmasına tepki veriyor” şeklinde duyurdu .

ABD’nin İsrail ve Filistin politikası bu arada Washington’da önemli tartışmalara neden oldu. Eski Başkan Trump, Biden’ın Cumhuriyetçi Parti tarafından desteklenen İsrail’i desteklemeyerek “saldırıları teşvik ettiğini” söyledi.

Trump’a sadık olarak kabul edilen emekli Generaller ve Amiraller tarafından yazılan bir mektup , “Ortadoğu barış girişimlerine, Abraham Anlaşmalarına ve İsrail’e destek vermeye devam etme çağrısında bulundu.”

Öte yandan Demokratlar, Biden’ı aslında İsrail işgalini destekleyen tarafsızlığı nedeniyle eleştirdi. Önemli bir Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Ocasio-Cortez, Başkan Biden’ın beyanını “yanlış” olarak nitelendirdi.

ABD medyası, İlerici olarak tanımlanan kanatın, İsrail’in siyasetini ve ABD’nin bunlara yaklaşımını eleştirmeye her zamankinden daha istekli olduklarını bildiriyor.

Washington Post gazetesi de 11 Mayıs’ta “Yeni İsrail-Filistin Mücadelesi Her İki Tarafa Siyasi Gündem Servis Etmektedir” başlıklı bir başmakale yayınladı.

Makalede İsrail’in kayıtsız şartsız desteğine önemli bir mesafe konularak şu ifade kullanıldı: Artan çatışmalar sayesinde “Netanyahu, siyasi rakiplerinin yeni bir hükümet kurmak için devam eden müzakerelerini baltalayabilir, iktidarı kaybetmesi durumunda yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanacağı mahkemeden kurtulur” denildi. Başyazı, “Kahire’nin arabuluculuğunu desteklemeyi” önerip, ABD’yi uzun süredir çözümsüz olan İsrail-Filistin “barış süreci” tekrar müdahil olmaya karşı uyardı.

Kaynak: Bu yazı daha önce UwiData tarafından yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir