Bu yazı size derli toplu bir Cervantes anlatısı sunmayacak. Zaten kısa bir yazı çerçevesinde bunu yapmam da imkân dahilinde değil. Daha çok ufak bilgi kırıntıları çerçevesinde Cervantes ve eseri Don Quijote üzerine neler düşündüğümü ve çeşitli bağlantılarını yazacağım. Bunu da yatak başında Don Quijote’nin hem Türkçe tercümesi hem İspanyolcası olan biri olarak kaleme alıyorum.

Modern hatta post-modern romanın metni olarak anılır Don Quijote. Cervantes romanın kurgusunu Don Quijote nam asilzadenin maceralarını anlattığı bir tarih metni gibi kurgular. Fakat bunu romana başladığınızda fark etmezsiniz. “La Mancha’nın adını hatırlamadığım bir köyünde” diyerek Don Quijote’nin maceralarını anlatmaya koyulur Cervantes.

Okuyucu olarak biz de romanın kahramanlarıyla İspanya’nın köylerinde, hanlarında bulunuruz. Beraber yol alırız. Fakat maceranın bir yerinde Don Quijote gezgin şövalye olarak muarızlarından sağlam bir dayak yer. Haşatı çıkmış şekilde evine getirilir. Köyündeki berber ve rahip Don Quijote’yi ziyarete giderler. Kahyası Don Quijote’nin maceraya atılmasına sebep olan kitapları rahip ve berbere gösterir. Onlar da kütüphaneden deliliğine sebep olan kitapları atmaya başlarlar. Rahip ve berber kitapları seçerken önlerine Cervantes’in La Galatea’sı çıkar. Rahip La Galetea‘nın yazarını tanıdığını söyler ve kendi için ayırır.

Daha romanın başında Cervantes bizimle ufak oyunlar oynayacağının haberini verir. Daha sonra Don Quijote iyileşir ve tekrar yola koyulur. Ünlü yel değirmenlerine karşı savaştığı sahnenin peşinden Cesur Vizcayalı ile kavgaya tutuşurlar. Ve kavga kıyametin tam ortasında Cervantes romandaki anlattığı sahneyi bitirir. Bitirmesinin sebebini ise anlatısı için faydalandığı metnin burada bitmesidir. Cervantes’in kurgusuna göre Cervantes Don Quijote’nin maceralarını bir metinden faydalanarak yazmaktadır. Bu metinde hikâyenin Cesur Vizcayalı macerasından sonrası bulunmamaktadır.

Bundan sonraki bölümde anlatıcı (Cervantes) Toledo sokaklarında gezerken Arapça bir metin bulur. bunu Mağripli birisine tercüme ettirir. Anlatıcı yani Cervantes hikayenin kalan kısmını bu Arapça metinden devam eder. Kurguya göre Arapça’dan tercüme edilen eserin ismi La Mancha’lı Don Quijote’nin Hikayesi, yazarı ise Arap tarihçi Seyyid Hâmid Badincani’dir. Cervantes kurgu içinde kurgu yaparak anlattığı hikayenin Arap bir tarihçiden aktardığını söyler bize.

Birinci ciltte Don Quijote çeşitli maceralarla ve son kavgasında dayak yemiş ve hastalanmış şekilde evine ulaşır. Cervantes birinci cildi 1605 senesinde yayımlar. On senelik bir aradan sonra 1615 senesinde Don Quijote’nin ikinci cildi çıkar. İkinci cilt yine güzel bir kurgu ile başlar. Evinde dinlenen Don Quijote’ye Sanson Carrasco tarafından bir kitap getirilir. Bu kitap bir önceki ciltte Don Quijote’nin başından geçen olayları anlatan tarihçi Seyyid Hâmid Badincani’den tercüme edilen kitaptır. Don Quijote, Sancho Panza ve Sanson Carrasco kitap üzerine konuşur ve değerlendirirler. Kendi başlarından geçen olayların doğru anlatılıp anlatılmadığına bakarlar. Cervantes o gün için bile yeni diyeceğimiz roman türü içinde anlatının sınırlarını zorlayarak kurgu içinde kurgu yaparak yazarı yani kendisini bize metin içinde ifşa eder. Başka bir ifadeyle roman kahramanları açılan bir pencereden bize yani gerçek hayata bakarlar.

Las Meninas, Nedimeler

Cervantes ile çağdaş diyebileceğimiz ünlü ressam Diego Velázquez’in 1656’da tamamladığı çok bilinen tablosu Nedimeler ile Don Quijote arasında bir bağ kurmaya çalışacağım. Nedimeler tablosunda, Velázquez büyük bir tuvalin önünde durmakta ve İspanya Kralı IV. Felipe ve eşi Mariana’yı resmetmektedir. Fakat resmedilenleri Velázquez’in arkasındaki aynadan yansımasında görürüz. Velázquez’in yanında prenses ve nedimleri bulunur. Nedimeler tablosunda resmeden ile resmedilen arasında yapılan kurgu yani ressamın kendisini resmettiklerinin gözünden resmetmesi, yukarıda Cervantes’in kısaca özetlediğim yazarın kendini metin içinde ifşa etmesi ve roman kahramanlarının bize bakmasıyla bir benzerlik göstermektedir. Velázquez bu oyunu resim sanatıyla yaparken Cervantes kelimelerle yapar. Belki Velazquez Cervantes’ten etkilenmiştir. Belki de sadece zamanın ruhudur. Sizi bu benzer üslup üzerine düşünmeye çağırıyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir