Aslıhan Türel1 Mart 2021

Türkiye’de çalışan işçiler en çok düşerek ölüyorlar. İş kazaları ve ölümlü iş kazaları sayıları konusunda Avrupa’da en yüksek sayılara sahibiz. Dünyada üçüncü sıradayız, Avrupa’da ilk sıra… Yüksekte çalışanlar için bu risk çok daha büyük boyutlarda.

“İNŞAAT MALİYETLERİNE ÖLEN İŞÇİLERİ DE KOYUYORLAR, O YÜZDEN ÖNLEMİ GEREKSİZ GÖRÜYORLAR”

Çoğu müteahhit binanın en yüksek, en büyük halini en ince ayrıntısına kadar hesaplarken, konu iş güvenliği ve işçinin hayatına gelince herşey kağıt üzerinde kalmakta. Maliyetlerin düşürülmesi için inşaatın en hızlı şekilde bitmesi gerekiyor ve işçiler adeta cambazlık yaparak çalışıyor.

Bir şantiye sahibinin “bu şantiyede hesaplamalara 2 ölümlü kazanın maliyetini koymuştuk, bu yüzden her yerde yeterince önlem almıyoruz, inşaatın hızlı bitmesi önemli” dediğini aktaran Avrasya Safety yüksekte güvenli çalışma ve kurtarma eğitmeni Selçuk Demir, bunu söyleyen firma için devlet tarafından kesilecek cezanın da çok önemi olmadığını söyledi.

Yukarıda SGK’dan alınan istatistiki veride durum net olarak görülüyor. Amerika’da yapılan araştırmada ise 3,4 metre ve üstündeki yüksekliklerden düşenlerin %85’i ölüyor, Avrupa’da yapılan araştırmada 3 metre ve üstündeki yüksekliklerde yapılan çalışmalarda düşüş yaşandığında düşenlerin %78’i ölüyor.

“KONTROLSÜZ DÜŞMENİN KURTULUŞU YOK”

Yaklaşık 5 metre yüksekten düşen 80 kg kütleye sahip bir kişinin kontrolsüz düşmesi sonucu yere çarpma hızı 35km/saat ve çarpma kuvveti ise yaklaşık olarak 4 ton ağırlığa eşit. Böyle bir düşmede kişinin pek de kurtulma şansı olmuyor. Yani o kadar büyük kuvvetler ile karşı karşıyayız ki, şakaya gelecek veya önemsizleştirecek durum söz konusu değil. Selçuk Demir “Düşmenin birçok sebebi var ama en önemli sebebi; gereksiz, cesurca ve cambazca hareketler. Tabi bir iş hızlı olunca beraberinde böyle sorunları da getiriyor.Yeterli önlemler alınmıyor, eğitimlere yeterli ve gerçek zaman ayrılmıyor, iş güvenliği sadece sözde kalıyor, amacına ulaşmıyor. Evrak üzerinde herşey olabiliyor fakat hayata geçmiyor.” diyor.  

Selçuk Demir konuyla ilgili sorularımızı Ekspres Türkiye için yanıtladı:

İş güvenliği yatırımları ve yasal düzenlemeler binaların hızına yetişebiliyor mu?

Maalesef istenen şekilde ciddi bir azalma olmuyor. Yapılar ya yer üstüne doğru yükselmekte ya da yer altına doğru alçalmaktadır. Bu anlamda yükseklik kavramı da zamanla artıyor. Çevrenize baktığınızda tüm binaların inanılmaz hızla yükseldiğini görebilirsiniz. Ancak bu hıza İSG konusunda ulaşılamıyor. Maalesef bu istenmeyen bir durum. Bunu eğitimle, gönüllü katılımla, bilinçlenmeyle, farkındalıkla ve denetimlerin daha sıkı ve caydırıcı yaptırımlarıyla engelleyebiliriz.

Cezalar veya yaptırımlar halen yeterli değil mi?

Yüksekte çalışma konusundaki kazaları tek başına cezalar ile önlemek zor ve imkansız. Zihniyetin değiştirilmesi gerekir. Şirket sahiplerinin üstünde büyük bir vebal var, vicdani ve maddi olarak. Onlara emanet olan çalışanlarının, can ve mal güvenlikleri ve sağlıkları işverenlerine emanettir. Sistemi kurmak veya kurdurmak, tüm eğitimleri, ekipmanları aldırmak, emniyet tertibatlarını kurdurmak, denetimleri yaptırmak vb. tüm sistem ile ilgili sorumluluk işveren veya yasal temsilcilerindedir.

Bu anlamda yüksekte güvenli çalışma konusunda taraflar; devlet, işçi, işveren, isg uzmanı, işyeri hekimi, isg ekipman tedarikçileri, makinaların emniyet tertibatçıları, periyodik kontrol görevlileri vb. herkes sorumludur. Sadece ne işveren, ne de sadece işçi sorumlu değildir.”

İnşaatlarda veya sanayide durum nasıl?

Devletimiz yaptığı yasal düzenlemeler, kurmuş olduğu yapı ve sistemler ile toplamda iş sağlığı ve güvenliği için yoğun çalışmalar yapıyor aslında. Yüksekte çalışma konusuna ise özel olarak ilgi gösteriliyor. Hem kullanılan malzemelerin standartları, denetimleri, kullanılan sistemler gibi bir çok yönden “yükseklik” kavramına bütüncül yaklaşıyorlar.

İnşaatlarda çok iyi örnekler olduğu gibi çok kötü örnekler de var. Projenin her aşamasında, düşmeyi önleyici, durdurucu yapıların planlanması gerekiyor. Hangi iskele kullanılacak, boşluklar nasıl kontrol altına alınacak, korkuluklar nasıl ve nerelere takılacak, güvenlik ağları nerede kullanılacak, emniyet kemeri nerelerde ve bağlantı ekipmanı nereye takılacak, kalıcı veya geçici yaşam hatları nerelerde olacak, bina inşaatı bitince çatıda veya dış yüzeyde bakım ve temizlik nasıl olacak gibi çok detaylı bir çalışma yapılmalı.

Bunlar planlanmayınca, inşaat aşamasında çözüm bulmaya çalışıyorlar, o zaman da yeterli olmuyor. Bu yüzden de olan işçiye oluyor ve hayatlarını kaybediyorlar, ya da sakat kalıyorlar. inşaatlarda meydana gelen kazaların yaklaşık %50’si yükseklik kavramı ile ilgili, işçiler ya düşmekte, ya da malzeme düşmesi sonucu kazalar ortaya çıkmakta.”

Hiç mi bilinçlenen kimse yok?

Tabii ki var. Kurumsal ve uluslararası şirketlerde ve kurumlarda ciddi bir çalışma var. Yeterli bütçe ve zaman ayırıyorlar. Ama iş güvenliğini yalnızca maliyet olarak gören şirketlerde ise işler sadece göstermelik aşamada.

Mesela çatıya çıkan personel için emniyet kemeri alınıyor, fakat çatıda personelin bağlanacağı yer yok! Eğitim kısmında ise durum daha vahim. Bizim 12 kişiye 2 günde zaman olarak zor verebildiğimiz eğitimi, 50 kişiye birden 30 dakikada eğitim veren şirketler var. Bazen 200 kişilik salonda, 2 saatte bu eğitimi veriyorlar. Tabiki burada amacın eğitimden çok mecburi evrak doldurmak olduğunu anlıyoruz.

Yani yüksekte çalışma konusunda çok daha ciddi çalışmalar yapılması gerekiyor. Sözde değil de, öz de yapılmasıgereken şeyler var. İnşaatlarda, madenlerde, tarım ve havancılıkta, sanayide vb. birçok sektörde ciddi yapısal çalışmalar gerekiyor.”

“ANDA KALMAK ÇOK ÖNEMLİ”

Yüksekten düşmemenin eğitimi nasıl oluyor?

Avrasya Safety Genel Müdürü Ebru Demir yüksekte çalışma konusunda eğitimli insan ile eğitimsiz insan arasındaki farkı şöyle anlatıyor. “Hiç araba kullanmayı bilmeyen insana “al bu arabayı İstanbul’dan Ankara’ya kullanarak götür” demeye benzer. Yani yükseklik kavramını bilmeyen, ortaya çıkacak sonuçları algılayamayan, güvenli çalışma sistematiğini bilmeyen, güvenli çalışma farkındalığı ve bilinci olmayan kişilerin, kazaya maruz kalma olasılıkları yüksektir.

Bu yüzden hastanelerde acil bölümün önünde durduğunuzda, hasara uğramış ve kaza geçirmiş olan kişilerin hep bir şekilde yüksekten düşmüş, ya da yukarıdan düşen bir şeyin yaralamış olduğunu görürsünüz. Sonuçta ev hanımı her yükseğe çıktığında, örneğin; perde asmak, ampül değiştirmek, mutfak dolabının üst raflarından bir şey almak veya koymak vb. işlerinde bizim yüksekte çalışırken kullandığımız düşüş durdurucu ya da engelleyici emniyet kemeri takmayacaktır. Hayatında bu ekipmanları görmeyebilir de.

Ancak yüksekte çalışma konusunda farkındalık, bilinçli hareket ve an’da yaşamak konusunda eğitim ile çoğu sorunu halledebileceğimize inanıyorum. Eğitim kesinlikle şart’dır.”

“Anda yaşamaktan neyi kastediyorsunuz?

Şöyle açıklayayım; “hayat an’lardan oluşur.” Siz her ne ile uğraşıyorsanız uğraşın, yalnızca bir şey’e tam olarak kendinizi verebilirsiniz, konsantre olabilirsiniz. Yüksekte çalışmanın bir felsefesi vardır. Yani hayata bakış açımızla ve hayatı nasıl yaşadığımız ile çok ilgilidir. Tehlikeli bir şey ile uğraşıyorsanız, o anda, tüm benliğiniz ile o an’da orada olursanız, tehlikeleri de görebilirsiniz ve ortaya çıkan riskleri de görebilirsiniz.

Örneklemek gerekirse, araba kullanırken telefon ile de uğraşıyorsanız, ya araba kullanıyorsunuzdur, ya da telefonla uğraşıyorsunuz. İkisini aynı anda yapamazsınız. En yoğun trafikte bile birbirine çarpan araçları görürsünüz, nedeni o anda orada olmamaktır.

Yüksekte çalışma konusunda da yükseğe çıkmadan önce hazırlık aşamasında, çıktığımızda ve inene kadar hep o an’da orada olmalıyız. Çoğu sorun böylelikle ortadan kalkacaktır.”

Yüksekte çalışırken hareketlerimiz nasıl olmalıdır?

Farz edelimki siz araba kullanıyorsunuz, size şu soruyu sorsam, “kışın karda/buzda veya sağanak yağmurda arabayı nasıl kullanıyorsunuz”. Muhtemelen cevaplarken “Yavaş ve daha dikkatli” kelimelerini kullanırsınız. Evet, doğru kelimeler bunlar. Tüm tehlikeli ortamlarda olduğu gibi, yüksekte çalışırken de “Yavaş ve dikkatli” çalışmalısınız.”

“BEYAZ IRKTA DENGE MERKEZİ FARKLI”

Atlamak ile düşmek arasında fark var mıdır?

“Atlamak bilinçli olmaktadır, düşmek ise bilinçsiz olmaktadır. Her ırkın denge merkezi farklıdır. Mesela beyaz ırkta denge merkezi göbek hizasının biraz yukarısındadır. Bu biyolojik nedenden dolayı, denge merkezi kafaya daha yakın olduğu için düştüğümüz zaman baş aşağı düşeriz. Bu yüzden kazalara baktığımızda kontrolsüzce olan düşmelerde; kafa üstüne, bel üstüne veya boyun üstüne doğru düşmeler çoğunluktadır. Örneğin çocukların düşme şekillerine bakın, hep kafa üstü düşerler. Nedeni tamamen biyolojik ve fizik kuralıdır.”

Sizin uzmanlık alanınız yüksekte çalışma konusu ancak siz yüksekten korkmaz mısınız?

Selçuk Demir bu soruya “Evet, yüksekten hem de çok korkarım.” diye cevap veriyor.

Böyle bir iş yaparken nasıl olur da yüksekten korkuyorsunuz” diye sorabilirsiniz. Şöyle açıklayayım; kaza durumunda ortaya çıkacakları bildiğim için yüksekten korkarım. Korktuğum için de önlemler alırım. Güvensiz veya önlemsiz kesinlikle yükseğe çıkmam. Milyon kere doğruyu yapmanız, bir tanecik dalgınlığınızı veya hatanızı affetmez. Yani bir kere ölebilirsiniz, bir kere sakat kalabilirsiniz veya bir kere felç olursunuz. Bizim tek derdimiz, o bir kere olmasın diye, önlemlerimizin bütünü de bundan dolayıdır.

İnanıyorum ki şirketlerde, kurullarda ve diğer yapılarda, yönetimler her anlamda bu işe gereken desteği verince, bu iş çok kısa sürede çözülebilecektir.

Profesyonel iş yaşamının dışında, okullarda da yüksekte güvenli çalışma konusunda dersler verilmeli. Bilinçli bir toplum oluşturmak, herşeyin başında gelmektedir. Proaktif yaklaşım ile yüksekte çalışma konusu çözümlenebilecektir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir