Aslıhan Türel22 Şubat 2021

Uzman Psikiyatrist Doktor Semih Dikkatli ile pandemide artan intihar vakalarının psikiyatrik bir salgına dönüşmesi tehlikesi konusunda röportajımız devam ediyor. Dün çocukları ve yaşlıların durumunu konuştuk. Bugün ise evlerde, sosyal medyada yaşananları konuşuyoruz. Semih Dikkatli bazı psikiyatrik ilaçların covid tedavisinde nasıl etkin olabileceğini de  anlatıyor.

Evlerde peki başka neler oluyor size gelen vakalardan neler anlıyorsunuz?

Pandemide insanlar birbirlerini farketmeye başladılar. Ulan bu adam da artık kilo almış, bu kadın da yaşlanmış, bunun söyleyecek sözü kalmamış demeye başladılar. Dışarı giderken duş alan adam evde almıyor, kadın banyo yapmıyor, makyaj yapmıyor, herkes evde pijamayla, herkes birbirinden bıktı. İnsanların cinsel hayatı bozuldu, birbirleriyle iletişimleri bozuldu tahammülsüzlükleri arttı, öfke atakları arttı. Sonunda burada şiddet arttı.

Biz aile yapısı olarak zaten birbiriyle iletişen aileler olmadık son 20 yıldır, aile düzenimiz çok bozuldu bizim. Ekonomik zorluklar da işin içine iyice girince aile içi şiddet felaket boyutlara ulaştı. Tüm bunların istatistiklere yansımasını çok yakında göreceğiz.

EVİ BARKI ONLİNE KUMARDA KAYBEDEN VAR

Bizim sahada gördüğünüz alkolizm kullanımı, karışık madde kullanımı, kumar çok fazla arttı.

Alkol, esrar, bazı ilaç bağımlılıları bunlar ciddi bağımlılıklara ulaştı. İnsanlar çünkü bütün gün hiç hareket etmeden oturuyor. Sonra gece uyuyamıyor, zaten kaygılı, bir tane viski içiyor yatışıyor ya bu iyiymiş diyor, ama bir süre sonra bir tane yetmiyor ikinciyi içmeye başlıyor. Sekonder alkolizm denen tablo gelişiyor, bakıyorsun farketmeden bu oluşmuş. Tabii ki bu tip yıkımlar, bu tip bağımlılıklar da intiharları tetikleyecek ilerki zamanlarda..

Erişkinler de de mesela porno bağımlılığı internet üzerinden kumar bağımlılığı arttı. Iddia siteleri, bunlar bir de sosyal medyadan da artık oynanıyor. 7 gün 24 saat oynayabiliyorsun ciddi maddi kayıplar yaşayan insanlar var. Kumarla sönen hayatlar var. Çünkü insanlar maddi olarak zayıfladıkça elindekini avucundakini artık kumara yatırmaya başladı. Bu ciddi bir bağımlılık ve pandemi sırasında evde canı sıkılan internet üzerinde kumara başladı. Çünkü bana geçen hafta içinde sadece 3 tane kumar bağımlısı geldi. Bunlar hep son 5 ayın konusu. Bunlar daha önce yoktu. Hepsi çok iyi eğitimli insanlar, eşlerinin haberi olmadan evlerini barklarını satmış, yani milyonları bitirmişler. En az batıranı 500 bin batırmış. Diğeri artık takip edemiyor, 10 milyonu falan geçmiş ne varsa yıllardır kazandığı her şeyi kumarda kaybetmiş. Hem de basit maçı iddiaları var ya orada kaybediyorlar. Bir maça 30.000-40.000 yatırıyor. Kendi takımı kazanacak diye ama kaybediyor böyle bir sürecin içindeyiz.

SOSYAL MEDYA LİNÇLERİ PSİKOPATLARA ZEMİN YARATTI.

Sosyal media linçleri pandemi sürecinde daha fazla arttı mı? Herkes daha fazla mı gergin?

Pandeminin yarattığı sorunun ötesinde ülke büyük bir yarılmanın içinde.Net bir şekilde cepheler arttı, düşmanlık arttı. Kimse kimseyle ilgili pozitif düşünce üretmiyor artık. Herkes herkesi çok kolay yargılıyor, sosyal medya linç kültürüne girdi. Her şeyi ego meselesi yapar hale geldiler. Çünkü herkes depresyona girmeye başladı.

İyi niyetle başlayan birçok faaliyet br süre sonra linç sistemine dönüşmeye başladı. Yalan haberler, iftiralar ve bunlara bağlı linçler nedeniyle de insanların ruhsal sağlıklarında ciddi sorunlar oluşmaya başladı. Söylenen cümlenin doğruluğuna, yanlışlığına bakılmadan, söyleyen kişinin ruhsal yapısına, kişilik özelliklerine bakılmadan, söyleyenin bir çıkar içinde olup olmadığına bakılmadan, kötü niyetli insanların diğerlerine iftira atarak onlara zarar verme niyetlerine bakılmadan, hakkında linç yürütülen kişinin de insan olarak hakları olduğu, hukuki hakları olduğu düşünülmeden ağır bir linç kampanyası yürütülebiliyor. Bu linç kampanyalarına bazen bizler bile uğruyoruz. Attığımız bir tvitin altına yazılanlar nedeniyle bazen bizler bile kontrolümüzü kaybedebiliyoruz.

Bu nedenle sosyal medyanın bir linç merkezi olmaktan çıkarılması önem taşımaktadır. Birilerinin hakkını korumak adına, muhalefete ya da iktidara destek olmak adına yürütülen linç kampanyalarının da ağır sonuçlarını görmekteyiz. (Bu sarı kısmı ekleyelim ve alttaki kırmızı kısmı çıkaralım lütfen, yoksa ben de ağır bir linç yerim)

BİLİM KARŞITLIĞININ PSİKİYATRİK SALGINA ETKİSİ VAR.

Medyada aşı karşıtlığının, bilim karşıtlarının kontrol edilememesi , yalan yanlış bilginin bir sürü insanlar tarafından yayılması, ve bunun denetlenememesi büyük bir sorun. Çünkü insanları yanlış bilgi bombardımanı ile perişan ettiler. Yurtdışında ve Türkiye’de böyle çalışan bir kaç tane yürekli akademisyenimiz olmasa insanlar doğru bilgiye ulaşamıyacaktı. Sürekli yanlış bilgi bombardımanı, bilim karşıtları, ana akım medyada sürekli yer buldular kendilerine. İnsanların aklı çok karıştırıldı. Bu aklın çok karışması da insanlarda “şimdi ben hastalanırsan ne yapacağım sorusuna neden oldu.. “Bu 8 tane ilacı içecek miyim” korkusu “içersem ölür müyüm ölmez miyim, içmezsem ölür müyüm” Bir de bunlar eklendi.

İntihar oranlarında Türkiye’nin hangi bölgesi daha çok gözünüze çarpıyor?

Bölgelerden daha ziyade sosyal sınıflara göre bir durum var. Yapılan çalışmalarda sosyo-ekonomik düzeyi düşük insanlarda intihar oranlarının bu dönemde arttığı görülüyor. Ekonomik zorluğu olanlar, riskli gruplar içinde olanlar, evsizler, sağlık çalışanları, kreş gibi yerlerde çalışanlar, çalışmak zorunda kalanlar, engelli çocuğu olanlar. Bunlarda da intihar oranlarında artmalar var. Tabii ki sosyo ekonomik olarak zayıf bölgelerde de dolayısıyla görece artmalar olduğunu göreceğiz. Yozgat’ın bir köyünde de göreceğiz bunu, Diyarbakır’ın ilçesinde de, İstanbul’un bir gettosunda da göreceğiz ama Bakırköy’de, Nişantaşı’nda daha az göreceğiz.

Daha önceki dünya salgınlarında insanlar baş edebilmiş mi psikolojik olarak?

Burada ki hikâye şu; 2002-2009 Sars – Mers salgınlarında, domuz gribi, kuş gribi, Arabistan’daki salgında, hepsine bakıldığında, o zamanlarda yapılan çalışmalarda, bölge insanlarında depresyon ve kaygı bozukluğu yüklerinin arttığı, intihar düşünce ve davranışların arttığı gözükmüş.

Bizim doktorlarımız bu psikiyatrik salgına ne kadar hazır?

Bir ülkenin psikiyatristleri buna hazır olacaksa, Bir İsrailliler hazırdır bir de biz hazırız. Açık ve net söylüyorum. Travmayı açık ara bizden iyi bilen kimse yoktur. Bütün bu süreçleri biz terörden dolayı biliriz, yaşadığımız coğrafyadan dolayı biliriz, yaşanan darbeler onun sonrasında gelişen şeylerden dolayı biliriz. Yani bizim böyle bir hafızamız vardır.

Dünya çapında doktorlar yetiştirdik, yetiştirmeye devam ediyoruz. Doktor ihraç ediyoruz.

Mazhar Osman

Mazhar Osmanlar çok müthiş bir psikiyatri eğitimi bıraktılar Türkiye’de. Uyku çalışmalarını dünyada başlatan 2 insandır İsmet Karacanla Hamdullah Aydın. Uyku tıbbı konusunda söylenmiş bir sürü tanımı tıp literatürüne kazandırmış adamlardır. Mesela dünya lgbti bilmezken Gülhane Askeri Tıp Fakültesi’nde daha o yıllarda transeksüellerle ilgili çalışma yapmış ekibiz biz. Uyku ve travma ile ilgili çalışmalarımız var. Bizim intihar ile ilgili bildiğimizi dünyada bilen çok azdır. Bu psikiyatrik krizin yönetimini gerçek denetimini bizim ruh sağlığı ekibimize verilse bütün dünyayı yönetir o kadar güçlüdür. Bizim psikiyatri camiasının özelliğidir bilgi kıskançlığı da yoktur. Aramızda bilgiyi paylaşırız.

İZİN VERİLSEYDİ DÜNYADA BİZİ KONUŞUYORLAR OLABİLİRDİ

Bu salgının ilk dört ayında İtalya’da Yunanistan’da bile yapılmış çalışmalar var ama bizde yok. Çok uzun süre covid’le ilgili Tıp literatürüne herhangi bir Türk’ün adı girmedi. Bu çok yıkıcı. Çünkü bizim hekimlerimize veriyi verin, öyle sürpriz sonuçlar çıkarır ki, biz bugün o literatürü kontrol ediyor olabilirdik, dünya bizim verilerimizi konuşuyor olabilirdi. Bizim meslektaşlarımız dünya televizyonlarına çıkıp röportaj veriyor olabilirdi. Bizim o kadar iyi araştırmacılarımız var ama veri yok.

COVİD’İN ÇARESİ PSİKİYATRİ İLAÇLARI MI?

Bazı ilaç isimleri dolaşıyor corona tedavisinde etkisi olduğu söyleniyor? Psikiyatrik ilaçla corona virüsünün bağlantısını kurmak çok zor ama nedir bunun aslı?

Bazı psikiyatri ilaçlarımız var. Bunların Sars, Mers gibi diğer salgınlarda etkili olduğu ile ilgili yazılar var. Literatürde buldum. Sağlık Bakanlığı’na da önerdim bunu da yazdım.

Nasıl bir etki gösteriyorlar?

Çünkü bunlar hücre çeperi üzerinde bazı etkiler yapıyor. Tabii bir de stresi düşürdüğü için antidepresan özellikleriyle immun yanıtı güçlendiriyor. Ama daha önemlisi, spesifik olarak virüsün giriş yaptığı virüs duvarıyla filan da İlişkisi var bunların. Karışık mekanizmaları var ama etkili olduğu ile ilgili yazılar var.

Sağlık Bakanlığı’na basit bir şekilde covid olan hastalarımızdan ayakta geçirenlerle, yoğun bakımda geçiren ve ölenler arasındaki bu ilaçların kullanımlarını karşılaştıralım dedik. Eğer bu ilaçları kullananlar benzer nitelikte benzer yaş grubunda, benzer hastalık statüsü içinde, ekstra bu ilacı kullanıp hafif atlattıysa bu kesinlikle bir anlam ifade edecektir. Bunları araştıralım dedim ama bu verilere ulaşamadım. Şimdi yazıyorlar sosyal medyada bu ilaç covidde etkiliymiş diye. Bu araştırmayı biz şu anda dünyaya sunabilirdik. Ama yani böyle bizim verisel sorunlarımız var. Araştırmacılarımız verilere ulaşamıyorlar.

ACİL PSİKİYATRİK BİLİM KURULU OLUŞTURULSUN!

İntihar salgını nasıl önlenir?

Hükümete, Sağlık Bakanlığı’na ve Tıp fakültelerine yaptığım çağrı buydu. Bizim çok yaygın ve acil bir şekilde bir sosyal bilimler kurulu, yani bilim kurulu kurmamız gerekiyor.. Bu kurulun içine psikiyatristleri, psikologları, sosyal çalışmacıları, sosyologları, felsefecileri, pedagogları, eğitim bilimcileri sokup, her şeyi her davranışı, her gireni çıkanı, öleni kalanı çalışmamız gerekiyor diye yazdım. Sağlık Bakanlığı’nın da bu işin yapılması için üniversitelere yetki vermesi gerekiyor..

Gerçekten çok hızlı bir şekilde devletin bir planlama yapması, bu konunun üzerine gidecek bir yeni kurul oluşturması lazım. Sağlık Ocağı doktorlarını hatta hemşireleri dahi işin içine katmak gerekiyor.

CUMHURBAŞKANI TWEET ATMALI

Bilim kurulu tüm bu intihar ve psikolojik hastalık salgınına çare olacak mı?

Halkın bilinçlendirilmesi için belki bazı kamu spotlarının çok hızlı şekilde, hatta bazı saatlerde ulusa sesleniş yerine psikiyatristlerin bunları anlatabilmesi için bazı televizyon programları oluşturulması, sosyal medyadan buna dönük faaliyetlerin oluşturulması çok önemli yani. Cumhurbaşkanı bir tane tweet atsa birçok şeyi değiştirebilecek gücü var.

Sanatın iyileştirici gücü de burada küçümseniyor. Çocuklarda oyunun iyileştirici gücü küçümseniyor. Evlere kadar doktorlar gidiyor, bunu çocuklar için yapsan olmaz değil yani. Bazı semtlerde minik minik sokak kabareleri kurulsa, o yaratıcı tiyatrocularla oyunlar oynasalar eğlenseler rahatlasalar, çok mu zor. Kaç paralık iş. Hatta tiyatrocular işsiz ya onları buralara götürseler, bir de ücretlerini ödeyip tiyatrocuları da güçlendirseler. Tiyatroları sokaklara indirin. Bu çocukları niye biz evlerinde hapsedelim.

Kaygıları nasıl azaltırız, nasıl bu depresyonları normal sınırlarda tutarız, intiharları azaltırız, çocuklarımızın zihinsel gelişimini nasıl tamamlarız diye oturup düşünmemiz gerekiyor. Okullarımız boş, okullarımızın bahçeleri boş, hadi okulları açmıyorsunuz okulların bahçelerini açın işsiz öğretmenler var. Onları görevlendirin. Maske mesafe gözeterek çocuklar o bahçelerde top oynasınlar. Bir tane gencecik bir beden eğitimi öğretmeni 2 çocuğu var emekli kayınvalidesinin gecekondusuna sığınmış. İşsiz kalmış pandemide. O öğretmene ver yine maaşını, işini yapsın. Sosyal proje çok zor değil ki kaç kuruşluk iş.

Bunların hiçbirini yapamadık, ruhsal açıdan ciddi bir yük oluştu. Şimdi diyoruz ki bunlarla nasıl başa edeceğiz. Baş ederiz etmesine ona gücümüz var ama yenileri geliyor arkadan yeni sorunlar geliyor.

Semih Dikkatli Kimdir?

1968 yılında Ankara’da doğdu. 1993 yılında GATA Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Aynı yıl Balıkesir 9. Ana Jet Üs Komutanlığı’na tayini çıktı. Buradayken 6 ay İtalya’da yurtdışı görevde bulundu. Eskişehir Hava ve Uzay Hekimliği Merkezi’nde uçuş doktoru eğitimi alarak 1994 yılında, “uçuş doktoru” unvanını kazandı. 1996 yılında başladığı Ruh Sağlığı ve Hastalıkları ihtisasını 2000 yılında başarıyla bitirerek “Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı” unvanını aldı. Bu dört yıllık süre Uyku Sağlığı ve Hastalıkları, Cinsel Problemlerin Tedavisi ve Çift Terapisi eğitimi aldı. Tez konusu olan, ruhsal travma ve ona bağlı hastalıklar ile yas konusunda bilgi ve becerilerini yoğunlaştırdı. 2000 yılından 2004 yılına kadar Diyarbakır Asker Hastanesinde Psikiyatri Uzmanı olarak çalıştı. 2004 yılında Etimesgut Hava Hastanesi’ne tayini çıktı. Bir yıl sonra Genelkurmay Başkanlığı Sağlık Komutanlığı bünyesinde 4 yıl süreyle idari görevlerde bulundu. 2009 yılında atandığı GATA Psikiyatri Kliniğinde Konsültan hekim olarak, yaşlılar ve kronik hastalığa sahip insanlarla çalışırken 2012 başında yarbay rütbesiyle emekli oldu. Tüm hekimlik hayatı boyunca çeşitli, kurs, seminer ve kongrelerle gelişimi için uğraş veren Dr.Semih Dikkatli emekli olduktan sonra da kendini geliştirmek için uğraşlarına devam etmektedir. 2012-2013 yıllarında Klinik Hipnoterapi eğitimi almış olup kendisine “İngiliz Hipnoterapi Enstitüsü” tarafından “Hipnoterapist” ünvanı verilmiştir. Halen TOBB Üniversitesi Ortak Eğitim Programı üyesi, Cinsellik Araştırmaları Derneği Genel Sekreteri görevlerini sürdürmektedir. Lefke Üniversitesi, Ankara Üniversitesi bünyesinde Vakıflar Genel Müdürlüğü, Anadolu Partisi, Türkiye Barolar Birliği bünyesinde eğitim faaliyetlerinde bulunmuştur. Basılmış 7 kitabı bulunmaktadır. Yurt içi ve yurt dışı dergilerde basılı makaleleri bulunmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

One thought on “Psikiyatri İlacı, Korona Tedavisinde Mucize Olabilir mi? Uzm. Psikiyatrist Semih Dikkatli ile Konuştuk – 2”
  1. Ufuk açıcı bir röportaj olmuş. Söz gelimi, kamu spotu, okul bahçeleri harika fikirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir