M. Recep Erçin, Ekonomi Gazetecisi

Kripto para çılgınlığı Türkiye’de yeni bir Çiftlik Bank hadisesi yaratır mı? Pandemi döneminde değeri oldukça artan kripto paraların kullanımında Türkiye Avrupa’da neden ilk sıralarda?. Tek bir tweet, tek bir açıklamayla yatırımcısını iflas ettirebilen kripto para çılgınlığını gazeteci, ekonomi editörü M. Recep Erçin, Ekspres Türkiye için değerlendirdi.

Çiftlik Bank hadisesi artık herkesin malumu. Olayı deneyimli ekonomi gazetecisi Metin Can yaptığı haberle kamuoyuna duyurdu. Daha sonra hadiseyi geniş bir şekilde tarihsel olaylara da atıf yaparak ünlü gazeteci İsmail Saymaz “Tosun Bank” kitabında işledi. Son dönemde bu kripto paralar oldukça moda. Salgın süreciyle birlikte çevremdeki birçok kişinin coin yatırımcısı olduğunu öğrenmeye başladım. İki yıl evvel Bitcoin’in değeri 20 bin dolarlara çıkınca da bir furya oluşmuş sonra balon sönmüştü. Ama bu işlerden para kazananların olduğunu da görüyorduk.

Neyse en sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim, ben bu Bitcoin hadisesini Çiftlik Bank’tan pek ayıramıyorum doğrusu. Neden olaya böyle bakıyorum derseniz anlatayım.

PARA YERİNE GEÇMESİ OYUNU BOZAR

Bir defa ekonomi bilen hemen herkesin dikkat çektiği şey, bu coinlerin ve hatta şu sıralar değeri 50 bin dolara ulaşan Bitcoin, bir “para” değil. Çünkü bir şeyin para veya para ikamesi olabilmesi için, o şeyin sadece mal ve hizmetlerin değişimi için kullanılabiliyor, kabul edilebiliyor olması yetmez. Kovertibilitesinin, arkasında bir gücün olması gerekir. O güç de devletler ve merkez bankalarıdır. Hepimiz tasarruf olarak dolar tutmak isteriz. Çünkü dünyanın hemen her yerinde Amerikan doları ile mal ve hizmet satın alabiliriz. “Bitcoin ile de alınıyor? Yakında her yerde geçer akçe olacak” diyenleri duyar gibiyim.

Ancak Amerikan dolarının arkasındaki güç bütün kurumları, finansal ve hukuksal sistemiyle ABD ve Amerikan ordusudur. Bu dijital paralar kıymetli metaller gibi bir değer biriktirme aracı olarak kullanıldığında pek bir sorun yok gibi duruyor. Ancak paranın yerine ikame olduğunda işler değişiyor. Sonuçta bir birikiminiz varsa onu yarın bir anda tek bir tuşa basılarak sıfırlanacak bir şeye (bu kısma tekrar döneceğim) harcamanız, gidip o paranın hepsiyle pamuk şekeri almanız sizin tasarrufunuzdadır. Ancak iş paranın yerine ikame olacak şekilde bir ödeme aracı olmaya başladığında, bir defa devletler senyoraj haklarını bırakmak istemezler. İkincisi yasalarla düzenlenmesi gerekir. Yoksa sistemik riskler ortaya çıkar. Eski dünya işe böyle bakıyor.

İKİ TRİLYON DOLARA YOL ALIYOR

Neyse bu girizgâhtan sonra gelelim bu yazıyı niye kaleme alıyoruz. “Dünya Ekonomik Forumu tarafından yapılan araştırmaya göre dünyanın en büyük 74 ekonomisi içerisinde nüfusa oranla en çok kripto para kullanan ülke vatandaşları arasında Nijeryalılar yüzde 33 ile ilk sırada yer alırken, Vietnam vatandaşları yüzde 21 ile ikinci, Filipinler yüzde 20 ile 3’ncü sırada yer aldı. Türkiye ise yüzde 16 ile dünyada 4’ncü, Avrupa’da ise ilk sırada yer aldı.” Hadi buradan yakalım. Kripto paraların “dark net” dediğimiz tarafta her türlü yasa dışı işin döndüğü alemde kullanıldığı herkesin malumu.

Listedeki ülkelere bakınca Türkiye’nin orada ne işi var kısmıydı beni düşündüren. O nedenledir ki hadiseye “Çiftlik Bank” benzetmesi yaptım. Bundan iki yıl önce olacak gazetedeki sabit telefonum çaldı. Arayan kişi bana hangi maden arama cihazını (coin elde etmeye yarayan ve ciddi elektrik harcayan elektrik işlemciler) alması gerektiğini sordu. Ben de söylediği cihazların isimlerini ilk defa duyduğumu, sade vatandaşların bu işlerden uzak durması gerektiğini salık verdim ve telefonu kapattım. Şimdilerde vatandaşlar ellerinde mobil uygulamalar coin alıp satarak para kazanıyorlar. Bir nevi hisse senedi piyasasına dönmüş iş.

Neyse bu kripto paraların bir defa özellikle de Bitcoin’in kimler tarafından üretilip piyasaya sürüldüğü belirsiz. Bir gün aniden fiş çekilirse kimsenin parası garantide değil. Ancak manipülatif hareketleriyle çokça meşhur girişimci Elon Musk’ın şirketi Tesla 1.5 milyar dolarlık Bitcoin alınca ortalık birden hareketlendi. (Tesla ile elektrikli araç üreterek temiz yakıtlı otomobil diye satıyor ama diğer yandan ciddi enerji maliyeti olan Bitcoin’e yatırım yapıyor. Bu ne yaman çelişki böyle demeyin, çünkü Devrim Akyıl’ın dikkat çektiği üzere Elon Musk sahibi olduğu Tesla hisseleri, kârını artırmadan parasal genişleme ve opsiyon manipülasyonuyla son 1.5 yılda 25 katına çıktı ve dünyanın en zengin adamı oldu!) Dün baktım bir Bitcoin 53 bin doları aşmış. Sınırlı sayıda ve yazılan çizilenlere göre büyük kısmı da belli kişilerin elinde toplanmış Bitcoin piyasasının değeri, 900 milyar doları buldu. Toplam coin piyasasının da 1.7 trilyon doları aştığı belirtiliyor.

SİSTEME KARŞI BİR MEYDAN OKUMA MI?

Bitcoin pahalı olduğundan sade vatandaş için coinler revaçta. Bir nevi külçe altını bozdurup sarı lira gibi dağıtıyoruz. Altın değerlendikçe sarı liranında fiyatı artıyor. Arzı az olan bir şeye talep çok olunca el değiştirdikçe değeri artıyor. Bu anlamda hadiseyi “lale soğanı” hikayesine benzetenler de var ki haksız değiller. Bitcoin konusunda yatırımcıları yönlendiren ve geçen günlerde ABD borsalarında açığa satışçıları avlamasıyla meşhur Reddit grubu WallStreetBets Twitter hesabından paylaştığı mesajda negatif tahvilli faizlerin (17 trilyon doları buldu) odadaki fil olduğunu ama kameraların coin piyasasında balon aradığı mesajı verdi. Bu işi bir kumar olarak görenler de var ve esasında ortada bir katma değer yaratılmadığından işin bir yerde patlayacağı konusunda uyarıyorlar.

Şimdi yukarıda buraya tekrar döneceğim dediğim kısma geleyim. Bu kripto paralar “blok zincir” adı verilen teknolojik altyapı ile işlediğinden esasen tek bir tuşla kapanması sözkonusu değil gibi duruyor. Bu işe para kazanma değil de sisteme meydan okuma şeklinde bakanlar da var ve onlar politik saiklerle yönetilip yönlendirilmeyen demokratik bir finansal sistemi savunduklarından coinlerle mevcut sistemde delik açıyorlar.

Ancak bilmediğimiz bir şey var. Bir yerlerde gerçekten bir anahtar varsa ve Bitcoin veya coinler sıfırlanırsa? İşlem yapılan platformlar birden kapatılırsa. Bazı coinlerin değerini artırmak için arzını kıstıkları görülüyor. Sonuçta paranın enflasyon karşısında eriyen değeri için faiz seçeneğimiz var. Ve merkez bankaları bize enflasyon konusunda taahhütler veriyorlar (her ne kadar bizim merkez bankası onu başaramasa da) bu iş böyle.

KRİPTO PARA DEV KUMARHANEDEKİ YENİ OYUN MAKİNESİ

Geçenlerde Project Syndicate’te WillemH. Buiter imzalı “Schrödinger’in Bitcoin’i” başlıklı bir yazı yer aldı. Schrödinger’in Kedisi’ne bir gönderme. Yazıda “aklı başında risk alabilen ve kayıplarını karşılama kapasitesi olanların, Bitcoin’e yatırım yapmayı düşünmesi” şeklinde bir uyarı yer aldı.

“Recep lafı uzatma sen ne diyorsun bu işe” derseniz. Bütün bu yukarıda özetle aktardığım olgular temelinde şunu söyleyebilirim: 2008 krizinden sonra çok fazla ama çok fazla para basıldı. Dünya rezerv paraya boğuldu. Paralar kağıtlarda birikti. Yeri geldi petrolün fiyatını suni olarak yukarı çekmekte kullanıldı, yeri geldi altın ve değerli metallerin fiyatı baskılandı.

YARIN ELON MUSK BİTCOİN’İ ELDEN ÇIKARMAYA KARAR VERİRSE?

Küresel finansal sistem büyük bir kumarhaneye döndü. Bitcoin özelinde coinler bu dev kumarhaneye gelen yeni bir oyun makinesinden farksız. Büyük manipülatör Elon Musk, likit olmayan bu piyasada 1.5 milyar dolarlık Bitcoin varlığını yarın elden çıkarmaya karar verdiğinde fiyatlarda nasıl bir değişim beklersiniz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir